Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2009 Yılı Bütçe Kanun Tasarısı Üzerinde Plan ve Bütçe Komisyonunda Yaptığı Konuşmanın Özeti

Sayın Bakan, bütçeden tarıma ayrılan miktarları rakamsal olarak verdi. Rakamsal olarak bir değerlendirme yapsak dahi 2009 yılında öngörülen desteklerin 2008 yılının altında olduğunu görüyoruz. Kaldı ki, gerçek bir kıyaslama milli gelire oran olarak yapılır. 2002 yılı tarımsal desteklemesinin milli gelire oranı 0,53?tür; 2009 yılının oranı 0,49?dur. Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, yedi yıl sonra 2002 yılı destek düzeyinin altına inen bir bütçe vardır karşımızda.
? Tarımda işler iyiye gitmiyor. Gübre kullanımı azaldı. Üretim miktarı düştü. Üretim miktarını kuraklıkla açıklayamayız. Kuraklıkla bir yılı açıklarsınız, iki yılı açıklarsınız ama eğilim üretimin azalmasına yönünde.
Doğrudan gelir desteği önümüzdeki yıl yok. 2008 yılında 1,1 milyar YTL?lik bir doğrudan gelir desteği ödemesi söz konusu, 2009 yılı ödemesi 0. Şunu diyebilir Sayın Bakan: Biz tarımsal desteklemede doğrudan gelir desteğinin miktarını zaman içinde azaltmayı zaten planlamıştık. Doğrudan gelir desteği etkin bir destekleme aracı değildi. Bunun yerine üretimi doğrudan destekleyecek, üretime doğrudan olumlu etkide bulunacak desteklere yöneldik. Evet, yıllar itibarıyla doğrudan gelir desteğinin azalışını görüyorum; 2006?da 2,6 milyar YTL, 2007 1,6 YTL, 2008 1,1 YTL ve 2009?da 0, azalıyor ama bunun yerine ne ikame edilmiştir derseniz, bunun yerine ikame edilen herhangi bir şey yok.
Mazot desteğinde öteden beri ödenen rakamlar daima bir önceki yılın altında veya bir önceki yıl seviyesinde cereyan ediyor. Bazı yıllarda da mazot desteğini Hükûmet hiç ödemiyor. Yani mazot desteğinde Hükûmet bazı yılları atlayarak gidiyor, bunun adına ?unutturma politikası? diyorum.

? Bu da unutturma politikasının fındıktaki rakamıdır
Bu unutturma politikasını başka nerede uyguluyor Tarım Bakanlığı? Sayın Bakanın da burada dikkatine birkaç defa sunmuş olmamıza rağmen, Sayın Bakan ?Maliye Bakanı ödenek verirse öderim.? diyor ama ödeme yapılmıyor.
Bakın, 2004 yılında fındıkta bir don afeti meydana geldi, ödenmesi gereken zarar ilgili yasaya göre 298 milyon YTL. Bunun 2004 Aralık ayında 46 milyon YTL?si ödendi, 50 milyon YTL?si de geçen yıl seçimler öncesinde ödendi. Bizim bunu seçim çalışmaları sırasında gündeme getirmemiz üzerine oluşan ortam, Hükûmeti böyle bir ödemeye mecbur bıraktı. Geriye 202 milyon YTL kaldı. Bu 202 milyon YTL 2004 yılından bu yana ödenmemektedir. Bu da unutturma politikasının fındıktaki rakamıdır.

? Hükûmet fındık  fiyatının arkasında yeterince kuvvetli durmuyor
Hükûmet bu sene Toprak Mahsulleri Ofisi eliyle bir fındık fiyatı açıkladı. İlk açıklanan fiyat 4 YTL, sonra her ay 50 kuruş artmak suretiyle 5 YTL?ye ulaşacaktı. Fındık fiyatının açıklandığı gün, 4 YTL olarak açıklandığı gün Karadeniz?de fındık fiyatı 2,4-2,5 YTL?den 2,2 YTL?ye düştü. Yani Hükûmet öyle bir fiyat açıklıyor ki fiyatı açıkladığı gün piyasadaki fiyata göre yüksek bir fiyat açıkladığı halde piyasada fiyat düşüyor. Demek ki fiyatın arkasında Hükûmet yeterince kuvvetli durmuyor. Sayın Bakanın birkaç açıklaması oldu, 10 dekara kadar arazisi olan küçük fındık üreticilerini desteklemek için 1 tona kadar olan ürün bedellerini bir hafta içinde ödeyeceğiz, diğerlerini de yirmi beş gün içinde ödeyeceğiz demişti. Bugün ben üreticilerle konuştum, Trabzon Araklı ilçesinde 20 Eylül tarihinden bu yana bir ödeme yapılmamaktadır. Hâlen fındığın piyasa fiyatı da -50 randıman fındık için konuşuyorum- 2,4 YTL?dir. Yani Hükûmetin 5 YTL?ye çıkacak olan fiyatı piyasa fiyatını etkilememiştir çünkü fiyatın arkasında Hükûmet ciddi bir şekilde durmamaktadır. TMOnun randevulu alım sistemi, randevuyu zar zor vermesi, randıman konusundaki ince hesapları, üreticiyi tüccara yöneltmiştir ve üretici tüccara 50 randıman fındığı 2,4 YTL?den vermekte. Gerçekte randıman 50?nin önemli ölçüde altındadır, 40?lar düzeyindedir, 40?ın bile altına inen randımanlar söz konusudur.   1,7-1,8 YTL?den fındık satılmaktadır.
? Hükûmet fındığı bilmiyor, fındığı bilen kadrolar Hükûmette maalesef yok.
? Çayda büyük bir kaçak var. 50 bin ton ile 70 bin ton arasında tahmin edilen bir kaçak var; bu kaçak çay üreticisinin en büyük sorunudur.
Türk Gıda Kodeksi Siyah Çay Tebliği var, 2008?e 42 sayılı. 12 Ağustos 2008 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmış bu tebliğ. Bu tebliğin ?Ambalajlama, Etiketleme ve İşaretleme? başlıklı 11?inci maddesi var. Bu tebliğin yayımlanmasından önce bir hazırlık çalışması oldu. Sektörün görüşü alındı, üreticilerin görüşü alındı ve üreticilerin bir önerisi oldu. Üreticilerin taslak tebliği önümde. Orada kaçak çayı önleyici şu öneride bulunmuşlar. Türkiye?deki bir çay üreticisi ürettiği çayda, paketlediği çayda ithal çay kullanıyorsa bunun hangi oranda kullanıldığını ve hangi ülkeden ithal edildiğini belirtmek zorundadır. Bu son derece ciddi bir öneri ancak tebliğde yer almamış. Sayın Bakana sorum şu: Hangi gerekçeyle bu yer almamıştır? Hangi gerekçeyle bu öneri uygun görülmemiştir?
? Bu önerinin uygun görülmemesinde sizin partinizin bir milletvekilinin etkisi olmuş mudur?
Ulasal Çay Konseyi kurdunuz, 8 Mayıs 2008 tarihli Resmî Gazete?de yayımlanan bir tebliğle Ulusal Çay Konseyi kuruldu. Hemen her kesimin temsilcisi olan bir konsey bu. Bu konseyde üretici sıfatı şüphesiz var ama yine partinizin bir milletvekilinin yer alması ve Konsey Başkanlığını yürütmesi doğru mudur?
M. Akif HAMZAÇEBİ ? Don zararıyla ilgili bir şey söyleyebiliyor musunuz Sayın Bakan? Yani üreticinin fındıktaki don afetinden 202 milyon YTL?lik bir alacağı var.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER ? Yani o konuyla ilgili bizim Maliyeden geçmiş yıllara ait talebimiz var, olduğu takdirde inşallah ödenecek.

 

Viagra çok çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm atanmış zaten karar verin. Biz pazar geldi ve sevdim aldım. hemen şimdi kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen tam olarak bir saat beklemek zorunda.