Torba Tasarının 112'nci maddesinde verilen önerge üzerinde

6 Şubat 2014 Perşembe
?
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.51
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
----- 0 -----
BAŞKAN ? Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58?inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
?
524 sıra sayılı Kanun Tasarısı?nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
?
BAŞKAN ? Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler? Kabul etmeyenler? Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler? Kabul etmeyenler? Kabul edilmiştir.
Madde 112?de üç adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alıyorum:
?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 524 sıra sayılı Kanun Tasarısının 112'nci maddesine ekli 4 sayılı listede yer alan sosyolog kadrolarına ilişkin "500" ibarelerinin "1000" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Akif Hamzaçebi    Ferit Mevlüt Aslanoğlu                       Aydın Ağan Ayaydın
İstanbul                                            İstanbul                                            İstanbul
İzzet Çetin                                   Süleyman Çelebi                                   Musa Çam
Ankara                                             İstanbul                                               İzmir
?
BAŞKAN ? Sayın Hamzaçebi, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) ? Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu önerge ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının almakta olduğu 500 sosyolog kadrosunun bine çıkarılmasını teklif ediyoruz. Hükûmetin sosyolojinin, sosyologların önemini fark etmiş olmasını önemsiyorum ama ihdas edilmek istenen 500 kadro sayısı son derece yetersizdir. Bu sayının bine çıkarılması çok daha uygun olacaktır. O nedenle, Sayın Bakanın ?Önergeye katılmıyoruz.? yönündeki değerlendirmesini bir kez daha değerlendirmek üzere kendisini düşünmeye davet ediyorum.
Değerli milletvekilleri, küreselleşme çağındayız. Küreselleşme, sınıfları kitlelere, kitleleri de sessiz çoğunluğa dönüştüren bir süreçtir. Küreselleşmenin hayatı kolaylaştıran yanları vardır. Yine ?küreselleşme? dediğimiz, bunu tetikleyen süreç olan bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmenin yereli küresele taşıyan, toplumları birbirine yaklaştıran, çeşitli toplumlara mensup bireyler arasındaki sınırları kaldıran, bireyleri birbirlerine yaklaştıran ve toplumsaldaki bağların çözülmesine yol açan etkileri vardır. ?Küreselleşme? dediğimiz kavram sadece mallarla sermayenin coğrafi sınır tanımaksızın dolaşması değil, kültürler arasındaki, toplumlar arasındaki, bireyler arasındaki sınırların da kalkmasıdır. Böyle bir sürecin içerisindeyiz. Böyle bir süreç tüm toplumları etkiliyor. ?Toplumsal? dediğimiz kavram, ?toplum? dediğimiz kavram bu etkilenmeden payını alıyor ve sınırlar ne kadar kalkarsa toplumlar, bireyler birbirlerine ne kadar yaklaşırsa toplumsal da o kadar çözülmeye başlıyor. Artık ulusal ekonomilerin menfaatleri, yararları yanında en az onun kadar bireyin, insanın menfaatleri ve yararları da öne çıkmış durumda.
Küreselleşmenin topluma, toplumsala yaptığı bu etki hayatımıza, toplumumuza çok büyük ölçüde yansıyor; bunun etkilerini yaşıyoruz. Artık bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelmiş olduğu seviye, sınıflar arasındaki farklılıkları, sınıflar arasındaki katı duvarları kaldırmış durumda. Artık tek tek ?bir avukat, bir doktor, bir esnaf, bir işçi, bir fabrika çalışanı, bir büro çalışanı, bir sanayici? dediğimiz kişiler bir sınıfa mensup değil, artık bunların hepsi birlikte bir kitleyi oluşturuyor.
Eskiden sınıflar vardı. Sosyal sınıflar arasındaki farklılıklar sınıf çatışmalarını yaratıyordu ve sınıf çatışmalarından toplum doğuyordu. Bugün ?sosyal sınıflar? dediğimiz kavram o kadar güçlü değil. Sınıflar arasındaki farklılıkların azalması, geçişkenliğin artması sınıflar arasındaki çatışmayı da kaldırmış durumda. Artık televizyon ve İnternet?in karşısında pasif konumda duran bireyler var ve bunlar bir sınıfın ötesinde bir kitleye dönüşmüş durumda. Kitlenin ötesinde bunları ?sessiz çoğunluk? olarak isimlendirebiliriz. İşte, bu sessiz çoğunluğun ne düşündüğü, ne yaptığı demokrasilerin en büyük sorunudur.
Kalabalıkları, kitleleri topluma dönüştüren siyasettir. İşte, kalabalıklarla, kitlelerle siyaset arasındaki bu süreci izleyecek olan da sosyolojidir, sosyologlardır.
İlk kez, Türkiye?de Haziran 2013?te yaşadığımız Gezi olayları bize sosyolojinin ve sosyologların önemini göstermiştir. Sosyologlar olmadan bu kitlesel olayları analiz edemeyeceğimiz ortaya çıkmıştır, sosyologlara kulak vermenin gerekli olduğu ortaya çıkmıştır. Evet, o nedenle sosyologları önemsiyoruz, sosyolojiyi önemsiyoruz. Sorunları çözebilmek için, sosyal sorunları çözebilmek için yönetimlerin sosyologlara kulak vermesi gerektiğini düşünüyoruz.
O nedenle, sayın milletvekilleri, hepinize bu önergeyle ilgili bir kez daha düşünmenizi öneriyorum. Yaptığımız, 500 sosyolog kadrosunun bine çıkarılmasıdır, bir mütevazı adımdır, bütçeler bu kadar kadro artışını karşılayabilecek düzeydedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Önergemizi takdirinize sunuyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN ? Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.
?
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler? Kabul etmeyenler? Kabul edilmemiştir.
?

Viagra çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm seçip zaten karar verin. Biz sirk geldi ve sevdim aldım. hemen şimdi kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen bir hafta beklemek zorunda.