Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı?nın 15?inci maddesinde verilen önerge üzerinde

24 Ocak 2013 Perşembe
ALTINCI OTURUM
Açılma Saati: 21.13
BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Tanju ÖZCAN (Bolu)
-----0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 57'nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.
365 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in; Hakkari Milletvekili Adil Kurt'un; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (1/708, 2/240, 2/262, 2/373, 2/539, 2/934, 2/955, 2/956) (S. Sayısı: 365)(Devam)?..
??

?BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler? Kabul etmeyenler? Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 365 sıra sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısının çerçeve 15. Maddesindeki "yürütür " ibaresinin madde metninden çıkarılmasını "yürütmekle görevlidir" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Akif Hamzaçebi (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BÜLENT TURAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Akif Hamzaçebi, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önemli bir tasarının son maddesini görüşüyoruz. Son madde vesilesiyle Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini biraz daha sizlere açıklamak istiyorum.
Şimdi, 1982 Anayasası, vatandaşların kendi aralarında Türkçe dışındaki bir dille konuşmasını da yasaklamıştı. Hatırlanacaktır, o dönem, 80'li yıllarda, bir anne baba, Kürtçe konuşan bir anne baba, cezaevindeki yakınını ziyaret ettiğinde onunla Kürtçe konuşamamıştı. Bu kadar yasakçı bir anayasaya sahiptik ve dönemin sosyal demokrat partisi Sosyal Demokrat Halkçı Parti meşhur 1989 raporunu düzenledi. Bugün için bile Kürt sorunun çözümünde referans olabilecek bir kaynaktır. Ve o dönem, Sayın Deniz Baykal, Sosyal Demokrat Halkçı Partinin de Genel Sekreteridir. Bugün ismi bir milletvekili tarafından militarizmle yan yana getirilmeye çalışılan Sayın Deniz Baykal, özgürlükçü bir anlayışla o raporun altına imza atmıştır ve Sayın Deniz Baykal, 1991 yılında, Türkçe dışındaki dillerle konuşma yasağının kaldırılması için kanun teklifi vermiştir. Bu kanun teklifi ancak 2001 yılındaki Anayasa değişikliğiyle yasalaşabilmiştir ve 2001 yılındaki Anayasa değişikliğinden bu yana, ta 2009 yılına kadar Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı bu konuda hiçbir adım atmamıştır. Türkçe dışındaki dillerle -başta Kürtçe olabilir, diğer diller olabilir- seçim propagandası yasağının önündeki engel ise ancak 2009 yılında kaldırılabilmiştir. Siyasi Partiler Kanunu'nda benzer düzenlemenin yapılması yönündeki Cumhuriyet Halk Partisinin kanun teklifi ise iki yıldır Türkiye Büyük Meclisinde beklemektedir.
Sayın Deniz Baykal'ın "asli kurucu irade", "tali kurucu irade" gibi bir anayasa kavramı etrafında, entelektüel bir tartışma çerçevesinde ifade ettiği bir görüşü militarizmle yan yana getirmeyi, ben, anayasa hukukunu yeteri kadar bilmemek olarak değerlendiririm.

Bu teklife, bu kanun tasarısına geliyorum. Başbakan Yardımcısı Sayın Bekir Bozdağ, Cumhuriyet Halk Partisini bu "yasakçı zihniyet" şeklindeki bir ifadeyle değerlendirmeye çalıştı. Hemen söyleyeyim: Bizim bu konudaki kanun teklifimizle Hükûmetin tasarısı arasında önemli bir fark var. Hükûmetin tasarısı yargılama aşamasında iddianamenin okunması ve esas hakkındaki mütalaanın verilmesinden sonra sanığa sadece sözlü savunma için kendini daha iyi ifade edebileceği bir dilde savunma hakkı verirken bizim teklifimiz sadece sanığa değil tanığa da Türkçe dışındaki bir dille kendisini ifade etme olanağını tanımaktadır. Yetmiyor, biz kapsamı biraz daha genişletiyoruz, diyoruz ki: Soruşturma aşamasında da bu kişiler bu haktan yararlansınlar. Hükûmet tasarısında soruşturma aşaması kapsamda değildir. Cumhuriyet Halk Partisinin, ihtiyaçlara uygun, sosyal demokrat bir partinin, insanı ve onun haklarını, özgürlüklerini merkeze alan yaklaşımına uygun bu kanun teklifini Sayın Bekir Bozdağ yeterince, en iyi ihtimalle yeterince incelememiştir, anlaşılan -en iyi ihtimalle öyle diyorum- hiç okumamıştır; kulaktan dolma bilgilerle gelmiş burada değerlendirme yapıyor.

Sayın Bakan, lütfen kanun teklifini alın, okuyun ve ben size soruyorum: Neden soruşturma aşamasında siz bu hakkı vermiyorsunuz savcılık aşamasında yani? Savcı ifade alacak ama orada bu hakkı vermiyorsunuz vatandaşa. Peki, bu, o vatandaşın sahip olması gereken bir hak değil midir?

Cumhuriyet Halk Partisini yasakçı zihniyetle suçlayanlar önce kendi yasakçı anlayışlarına baksınlar. "Bizim uygun gördüğümüz kadar özgürlük, bizim uygun gördüğümüz kadar demokrasi" anlayışı, bu ülkenin, bu halkın layık olduğu bir demokrasi anlayışı değildir. Bu anlayışı reddediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler? Kabul etmeyenler? Önerge kabul edilmemiştir.

Viagra çok çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm atanmış zaten karar verin. Biz pazar geldi ve sevdim aldım. hemen şimdi kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen biraz zaman beklemek zorunda.