Serbest Bölgeler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin Tümü Üzerinde

06 Ocak 2010 Çarşamba
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.04
BAŞKAN : Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yusuf COŞKUN (Bingöl)
______0______
?
3.Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Ankara Milletvekili Reha Denemeç?in; Serbest Bölgeler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/541) (S. Sayısı: 446) ?.(X)
 
BAŞKAN ? Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon raporu, 446 sıra sayısıyla bastırılıp, dağıtılmıştır.
Teklifin tümü üzerine ilk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi?ye aittir.
Sayın Hamzaçebi buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; teklifin tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Sözlerimin başlangıcında hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Görüşülmesine başladığımız teklif, Serbest Bölgeler Kanunu?nun 7?nci maddesinin bir fıkrasında değişiklik yapılmasını öngörmektedir. Değişiklik istenen düzenlemede, serbest bölgelere yurt dışından getirilen mallar ile yurt dışından serbest bölgelere getirilip daha sonra Türkiye?ye getirilen bu malların hem serbest bölgelere girişinde hem de Türkiye?ye ithalinde binde 5, binde 5 olmak üzere toplam binde 10 oranında alınan ücretin dağılımında değişiklik yapılmaktadır. Değişikliğe göre, yani teklifin getirdiği değişikliğe göre, serbest bölgelerden yurt dışına, yurt dışından serbest bölgelere gelen malların değeri üzerinden binde 5 değil, binde 1 oranında ücret alınacaktır; ancak, serbest bölgelerden Türkiye?ye getirilen malların değeri üzerinden de binde 5 oranında değil de binde 9 oranında ücret alınacaktır.
Bu düzenlemenin serbest bölgelerde üretimi teşvik amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak hemen ifade edeyim ki serbest bölgeler konusunda Türkiye'nin yaklaşık yirmi beş yıllık uygulama deneyimini, birikimini yansıtan bir teklifi görüşmüyoruz. Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetleri döneminde Serbest Bölgeler Kanunu?nda bugüne kadar 4 kez değişiklik yapılmıştır, bu teklif yasalaştığı takdirde 5?inci değişikliği de yine Serbest Bölgeler Kanunu görmüş olacaktır. Bu 5 değişikliğin 3 tanesi 7?nci maddeyle ilgilidir. Yani şu anda görüştüğümüz değişiklik 7?nci maddedeki Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerinin 3?üncü değişikliğidir. Yani bazı sorunlar partilere geliyor, hükûmete geliyor, bürokrasiye geliyor; bu sorunları çözelim niyetiyle masaya oturulup bir tasarı veya teklif hazırlanırken ?Serbest bölgelerin genel olarak sorunları nedir, bunları oturup bir seferde çözelim ve serbest bölgeleri işlerliğe kavuşturalım, başarıya ulaştıralım.? düşüncesiyle yaklaşılmıyor. 7?nci maddede bu 3?üncü değişikliğidir AKP?nin. Bu kadar dağınık, bu kadar sorunlara hâkim olamayan, sorunları bir kişi getirmişse o kişinin dediği istikamette değişiklik yapılma anlayışının olduğu bir hükûmet anlayışını görüyoruz.
Değişiklik doğru mudur? Doğru olduğuna inanıyorum. Evet, serbest bölgelere yurt dışından gelen malların FOB değeri üzerinden alınan ücret binde 5?ten binde 1?e indirilebilir ama serbest bölgelerin sorunu sadece bununla mı sınırlıdır veya şu an yaşamakta olduğumuz ekonomik kriz nedeniyle serbest bölgelerdeki üretimi teşvik için Türkiye'nin yapması gereken düzenlemeler sadece bu mudur, bir tane midir, bir maddelik bu teklif midir?
Çok üzülüyorum. Serbest bölge konusunda 1984 yılında 3218 sayılı Kanun?un kabulünden bu yana yirmi dört, yirmi beş yılı geçirmiş olan bir Türkiye var. Onun ötesinde, 1953 yılında kabul edilen 6209 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu?ndan 1984?e kadar geçmiş olan süre var. Daha önceki serbest bölge düzenlemeleri var, ta 1927 yılında Serbest Mıntıka Kanunu ile Türkiye serbest bölgeler konusundaki ilk düzenlemesini yapmıştır. Ama buna rağmen bu geldiğimiz aşamada serbest bölgelerin Türkiye ekonomisinde hak ettiği yeri alamamış olması ve bu teklifle serbest bölgelerdeki sorunların sadece küçük bir tanesinin âdeta çözüme kavuşturuluyor olması, serbest bölgeler konusundaki Türkiye'nin deneyimine yakışmıyor, yakışmamaktadır ve bu, AKP?nin, sorun çözme konusunda ne kadar bireysel hareket ettiğini göstermektedir.
Serbest bölgelerle ilgili bazı rakamları vermek istiyorum. Türkiye?de 20 tane serbest bölge vardır ve 20 serbest bölgenin toplam ticaret hacmi 24,5 milyar dolardır. Ancak, toplam ticaret hacminin dağılımına baktığımızda, bunun içerisinde ihracatın payının son derece düşük olduğunu görüyoruz. Serbest bölgelerden yurt dışına yapılan ihracatın bu 24,5 milyar dolarlık toplam ticaret hacmi içerisindeki payı sadece yüzde 24?tür, yani, dörtte 3?ü ihracat değildir ya yurt dışından bölgeye ya bölgeden yurt içine veya yurt içinden serbest bölgeye yapılan ihracattan veya ticaretten oluşmaktadır. Bu, ciddi olarak üzerinde durmamız, düşünmemiz gereken bir konudur.
Yine 20 tane serbest bölgenin toplam ticaret hacmini değerlendirdiğimizde, sadece bir serbest bölgenin, örneğin İstanbul Deri Serbest Bölgesinin, toplam ticaret hacminin -tek başına- dörtte 1?ini oluşturduğunu görüyoruz. Dört serbest bölgede bu oran toplam yüzde 65?tir. Yani, İstanbul Deri Serbest Bölgesi, Ege Serbest Bölgesi, İstanbul Atatürk Havalimanı Serbest Bölgesi ve Mersin Serbest Bölgesini aldığımızda 4 serbest bölge 20 serbest bölgenin toplam ticaret hacminin yüzde 65?ini oluşturmaktadır. Bunun üzerinde ciddi olarak düşünmek, durmak gerekiyor; bir kısım serbest bölgelerin hiç faaliyeti yoktur, serbest bölgelerin rakamları bunu göstermektedir, bazı serbest bölgeler büyük potansiyel taşıyor olmasına rağmen bu potansiyelin gerektirdiği ticaret hacmine sahip değildir. Örneğin Trabzon Serbest Bölgesi, Türk cumhuriyetleriyle, Kafkas ülkeleriyle, Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleriyle giderek yoğunlaşan bir ulaşım trafiği olmasına rağmen serbest bölge olarak önemli bir ticaret hacmine sahip değildir. Oysa Trabzon Serbest Bölgesi, bir üretim serbest bölgesi olarak organize edilebilir; Türk cumhuriyetleriyle, Bağımsız Devletler Topluluğu?yla olan ilişkilerde, dış ticaret ilişkilerinde özellikle ihracat açısından önemli bir yere sahip olabilir. Ancak, üzülerek görüyorum ki Hükûmetin serbest bölgeler konusunda bütüncül bir yaklaşımı yoktur.
Bakın, burada sadece bir konunun çözümü düşünülmüştür. Bir başka konuyu gündeme getireceğim, sizlerin dikkatine sunacağım. Bunu geçen yıl burada Serbest Bölgeler Kanunu?ndaki değişikliği görüşürken yine gündeme getirmiştim ama kabul edilmemişti. Konu şudur: Serbest bölgelerin ana amacı, temel amacı buraları üretim merkezi hâline dönüştürmek ve buradaki üretimi yurt dışına ihraç etmek; ana amaç budur. Dolayısıyla, bu ölçüde, bu ölçekte, bu çerçevede teşvik edeceğimiz ne varsa teşvik etmeliyiz. Serbest bölgede faaliyet gösteren ama faaliyet konusu ihracat organizasyonu olan bir şirketin veya şirketlerin Türkiye?de, yani serbest bölgede değil, serbest bölge dışında Türkiye?de üretilen malları yurt dışına ihraç etmek amacıyla yapmış olduğu organizasyon işi nedeniyle istihdam ettiği personele ödediği ücretin gelir vergisinden istisna edilmemesi için hiçbir mantıklı, makul neden göremiyorum. Teklifi hazırlayan arkadaşlara sormak gerekir, Hükûmete, Sayın Bakana sormak gerekir. Yani bu sorunu bir muhalefet partisi milletvekili gündeme getiriyor diye mi dikkate almıyorsunuz? Mutlaka sizlere bir başkalarının mı gelip bunu anlatması gerekiyor? Türkiye?de üretilen, üstelik teşviksiz üretilen, yani diyelim ki Merter?deki tekstil üretimi, diyelim Denizli?deki tekstil üretimi, konfeksiyon üretimine talep yaratan ve bu talep sonucu Türkiye'nin bu mallarını yurt dışına ihraç etmesini sağlayan bir ihracat organizasyonunun bu işte istihdam ettiği personele ödediği ücretin gelir vergisinden istisna edilmemiş olmasının ve bunun Hükûmetin gündeminde yer almamasının nasıl bir makul nedeni vardır? Hiçbir makul nedeni olduğunu sanmıyorum. Ama AKP?nin yasa yapma anlayışı, yasa yapma şekli maalesef bu sorunun çözümünü imkânsız kılıyor. Serbest bölgeleri gelin masaya yatıralım. Yarına kalmaktadır bu maddeler. Başka hangi sorun varsa ihracatın önünde, serbest bölgelerdeki ihracatın önünde, bunu çözelim. Komisyon çoğunluğu gerekiyorsa onu da sağlayalım, bu sorunları çözelim.
Bakın serbest bölgeler ihracat açısından önemli dedim. Hükûmet 31 Aralık 2009 tarihinde bazı önemli kararlar aldı. Bakanlar Kurulu kararları 31 Aralık 2009 tarihli Resmî Gazetede peş peşe yayınlandı. O kararlardan bir tanesini sizin dikkatinize sunmak istiyorum. Bu kararlardan bir tanesi Türkiye?ye sigara ithalinde alınmakta olan Tütün Fonu?nu yürürlükten kaldırdı. Öteden beri Türkiye?ye ithal edilen sigaralarda paket sigara başına 40 sent, işlenmiş tütün ithal ediliyor ise onun da kilosunda 3 dolar Tütün Fonu alınmaktaydı. Bu Fon 31 Aralık 2009 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan bir Bakanlar Kurulu kararıyla 1 Ocak 2010?dan geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır. Şimdi, bu düzenleme Türkiye?deki sigara üretimini olumsuz etkileyecektir. Sigara üreten şirketlerin önünü kesmektedir. Türkiye?ye sigara ithalatını cazip hâle getirmektedir. Sadece sigara ithalatı mı? İşlenmiş tütün ithalinin de önünü açmıştır, bu Hükûmet açmıştır işlenmiş tütün ithalinin önünü.
Şimdi, bir Sayın Başbakan Yardımcımız bugün bir basın toplantısı yaptı, takip ettim. Dün Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal?ın 2001 yılında ilgili Başbakan Yardımcısının bir siyasi partinin grup başkan vekili sıfatıyla yapmış olduğu açıklamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sayın Başbakan Yardımcısı da buna cevaben bugün bir basın açıklaması yaptı. Şöyle diyor basın açıklamasında: ?Türkiye?de tütün ziraatını tamamen imkânsız hâle getiren bir yasal düzenleme nedeniyle 2001 yılında ben buna karşı çıktım.? Ve şöyle diyor Sayın Başbakan Yardımcısı: ?Yasaya karşı çıktım, Meclisteki konuşmalarım buna şahittir. O zaman da tütün üreticileri Türkiye?nin her yerinden gelmişlerdi, bugün de aynı şartlar olsa yine aynı şeyi yaparım.? Ben Sayın Başbakan Yardımcısının o tarihlerde Mecliste neler söylediğini tutanaklardan çıkardım. Tütün Üst Kurulunun kurulmasına ilişkin bir yasal düzenleme burada görüşülüyor, orada bir önerge veriyor Sayın Başbakan Yardımcısı, o zaman grup başkan vekili sıfatıyla -önergeyle ilgili söz almış konuşuyor, ilgili cümlesini okuyorum- şöyle diyor: ?Üretici tütünleri yazılı sözleşme esasına ve açık artırma yöntemine göre alınır ve satılır maddesinde Türkiye?deki tütüncülüğün korunması açısından buraya bir fıkra ilavesini öngörüyoruz.? İlave edilen fıkraya göre şu açıklamayı yapıyor devamında: ?Biz istiyoruz ki yerli ve yabancı sigara üreticileri Türkiye pazarında sattıkları sigara miktarının en az yarısı kadar tütünü doğrudan veya dolaylı olarak Türkiye?den almak zorunda kalsınlar ve yeterli tütün bulunmasına rağmen, bu yasağa veya bu zorunluluğa uymayanların ithal belgeleri, üretim satış belgeleri iptal edilsin.? diyor.
Yine, aynı  Yasa?nın görüşülmesinde bir başka cümlesi daha var. Bu yasaya karşı olduğunu söylüyor ve şöyle diyor: ?Bu hâl böyleyken her şeyini dışarıdan ithal eden bir ülke hâline gelen Türkiye?de yabancı sigara tekellerine Türkiye?yi pazar olarak açmanın ne milliyetçilikle ne vatanseverlikle ne gerçeklerle ilgisi yoktur.?  Evet, Sayın Başbakan, bugünkü Sayın Başbakan Yardımcımızın o günkü beyanları.
Sayın Başbakan Yardımcısına hatırlatıyorum: Sizin, 31 Aralık 2009 tarihli Resmî Gazete?de yayınlanan ve imzanız olan Bakanlar Kurulu kararı yabancı sigara tekellerinin önünü açmıştır. Türkiye sigara ithalinde alınan fonu kaldırmıştır.
Evet, Sayın Başbakan Yardımcısının cümlesiyle bu 31 Aralık 2009 tarihli düzenlemeyi değerlendireceğim: Bu düzenlemenin ne milliyetçilikle ne vatanseverlikle ne de gerçeklerle ilgisi yoktur.
Evet, değerli arkadaşlar, sigara konusuyla gündeme gelince Tekel konusuna gelmek istiyorum. Yine deniliyor ki -Sayın Başbakan Yardımcısı da söylüyor, Sayın Başbakan da söylüyor-: ?4/C Türkiye?de hep vardı. Biz Tekel işçilerini buraya 4/C?li yaparak işsiz kalmalarını önlüyoruz.? diyor.
Bir kere, samimi konuşmak gerekir. Popülizm de yapmıyorum. Rakamlar, gerçekler, yasal düzenlemeler neyse bunlara dayalı olarak konuşacağım. Bir kere, Tekelin sigara fabrikaları 1 milyar 720 milyon dolara özelleştirildi 2008 yılının Şubat ayında.
Şimdi, Sayın Başbakan diyor ki: ?Yetim hakkı yedirmem.? Peki, 2008 yılı Şubat ayında siz Tekeli, sigara fabrikalarını özelleştirdiniz. O özelleştirme öncesinde de yaklaşık 3 bin-3 bin 500 civarında bir işçiyi sigara fabrikalarından alarak yaprak tütün işleme tesislerine verdiniz. Neden? O fabrikaların fiyatını artırmak için, daha iyi fiyatla satmak için. Peki, bu işçilerin yaprak tütüne alınmasında, oraya depo edilmesinde kendilerinin bir sorumluluğu var mı? Yok. 2008 Şubat ayında ihaleyi yaptınız mı? Yaptınız. Peki, o tarihten bu yana neredeyse iki yıl geçti, iki yıl süreyle bu işçilere bu ücreti verdiniz mi? Verdiniz. Niye verdiniz? E, çünkü, arada 2009 yılı Mart ayı yerel seçimleri vardı, yerel seçimlere kadar sustunuz. Çünkü seçim için bu işçiler gerekliydi. Bir seçim ekonomisi uygulandı demek ki. Eğer niyet buysa, yetim hakkı yedirmemekse Sayın Başbakanın düşüncesiyle, siz o özelleştirme sırasında bu düzenlemeyi hemen yapsaydınız, Tekel işçilerini alsaydınız. Demek ki niyet samimi değil.
Şimdi, Kocaeli?deki SEKA arazisini örnek veriyor Sayın Başbakanımız, Sayın Baykal gitsin, oradaki SEKA parkında dinlensin? Ben Sayın Başbakana öneriyorum: Kocaeli Belediyesine gitsin, eski SEKA işçilerinin şimdi Kocaeli Belediyesinde çalıştığını görsün. Eski özlük haklarıyla oraya geçtiklerini, belki eskisine kıyasla şimdi daha iyi özlük haklarına sahip bir şekilde Kocaeli Belediyesinde çalıştıklarını görsün.
Yine, Hükûmete hatırlatıyorum ki: Siz 2007 yılında bir yasal düzenleme yaptınız. Yine 2007 yılının Nisan ayında bir yasal düzenleme yaptınız, tam 218 bin kişiyi geçici işçi kadrosundan daimî işçi kadrosuna aldınız. Yani altı aydan bir gün fazla çalışan işçiyi daimî işçi yaptınız. Güzel, biz de destek verdik ona o zaman. Peki, bu Tekel işçileri yıllardır on iki ay çalışıyor, yıllardır on iki ay çalışıyor. Yani, altı ay çalışan daimî işçi olabiliyorsa, on iki ay çalışan, yıllardır on iki ay süreyle çalışan Tekel işçisinin bir başka kamu kurumunda daimî işçi olarak çalışmasının hangi sakıncası var acaba? Bunu diğer 4/C?lilerle niye karıştırıyorsunuz? Diğer Sayın eski Meclis Başkanımızın, şimdiki Başbakan Yardımcımızın ?Ben Meclis Başkanıyken de Mecliste 4/C?liler vardı?? Onlar iş yokken işe alınan kişiler, onlar ayrı bir grup. Bunların işi var, Tekel işçileri yıllardır çalışıyor. Değerli arkadaşlar, bunları samimiyetle bağdaştıramıyorum.
218 bin geçici işçi daimi işçi kadrosuna alındı. Ne zaman? 2007 yılının Nisan ayında çünkü 2007 Temmuzunda seçim var. Evet, demek ki size seçimlerde gerekiyor bu düzenlemeler. Bu işçiler bize her zaman lazım, sadece seçim için değil. Bu işçiler yıllarını Tekele vermişlerdir. Siz bugün Tekel fabrikalarının özelleştirilmesinden, varlıkların özelleştirilmesinden 6,5 milyar gelir kasanıza koydunuz veya koymayı planlıyorsunuz; alkollü bölümün özelleştirilmesinde alıcı firmalara, Amerikalılara hediye edilen veya alanlara hediye edilen 600 milyon dolar hariç; onu da koyduğumuzda 7 milyar doları buluyor. Bu 7 milyar dolarlık değerde bu işçilerin de payı var, değerli arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN ? Lütfen sözlerinizi tamamlayınız, buyurunuz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Tamamlıyorum Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.
Konuyu bu çerçevede ele almak gerekir. Tekel işçilerine haksızlık yapıldığı kanaatindeyim, bunu düzeltmek gerekir. Bunu bu vesileyle dikkatinize sunuyorum.
Türkiye?deki sigara fabrikalarının önünü kesen, Türkiye?deki tütün üreticisini mahkûm eden, feda eden bir anlayıştan Hükûmetin vazgeçmesini öneriyorum. Bakın, Türkiye?de 2002 yılında, bu Hükûmetin beğenmeyip eleştirdiği 2002 yılında 2 milyon dönüm tütün ekim alanı vardı. Şimdi 1 milyon 400 bin dönüme inmiş durumda, üretilen tütün 183 bin tondan 93 bin tona düşmüş durumda, üretim alanı dörtte 1 oranında azalmış durumda, ürün yüzde 42 oranında azalmış durumda ve sözleşmeli alım da sona ermiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN ? Sayın Hamzaçebi, lütfen sözlerinizi bağlayınız.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Artık, tütün üreticisi piyasaya feda edilmiştir; o, ithalatı da serbest bırakılan yabancı sigara tekellerine feda edilmiştir. Bu da Hükûmetin Türkiye?ye bir yeni yıl hediyesidir.
Sözlerimi burada bitirirken hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN ? Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın Elitaş.
?
BAŞKAN ? Sayın Elitaş, çok teşekkür ediyoruz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Sayın Elitaş, konuşmasında?
ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) ? Türkiye?yi dünyanın en fazla küçülen ülkesi hâline getirdiniz, hâlâ burada masal anlatıyorsunuz, hâlâ hikâye anlatıyorsunuz.
BAŞKAN ? Bir dakika sayın milletvekilleri.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Sayın Elitaş konuşmasında ismimi de anmak suretiyle bir sataşmada bulunmuştur.
BAŞKAN ? Buyurunuz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) ? Sayın Başkan, sataşmada bulunmadım, Sayın Hamzaçebi?nin o anda dikkat etmediğini söyledim.
BAŞKAN ? Yani sataşma sayılır. Buyurunuz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Elitaş konuşmasında ismimi de anmak suretiyle bir sataşmada bulundu, ona ilişkin olarak görüşlerimi ifade etmek istiyorum.
Sayın Elitaş?ın dediği konu şudur: ?Bir maddeden oluşan bu teklifin 1?inci maddesinde ?peşin olmak üzere? ifadesi iki kere geçiyor, bunu Sayın Hamzaçebi Komisyonda fark etmeliydi.? diyor.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) ? Benim tanıdığım Hamzaçebi dedim.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Tabii ki benim her konuda görüşlerime itibar ettiğini anlıyorum Sayın Elitaş?ın bu konuşmasından ama ben, bu şekil ötesinde, bir ibare değişikliğinin ötesinde esasa ilişkin birçok şey söyledim burada. Sizden beklerdim ki bu konulara bir cevap vereseniz.
31 Aralık 2009 tarihli Resmî Gazete?de yayımlanan bir Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye sigara üretimi önündeki engeller kaldırılmıştır, paket başına 40 sent uygulaması kaldırılmıştır, işlenmiş tütündeki kilo başına 3 dolarlık fon uygulaması kaldırılmıştır, iki yıldır Türkiye?de, artık tütün üreticisine sözleşmeyle üretim yaptırılması uygulamasından da vazgeçilmiştir, bırakılmıştır. 2006?dan bu yana, düzenlenen kanunlarla, bir yıl bir yıl sözleşmeyle üretim uzatılıyordu. Şimdi, hep referans aldığınız, eleştirdiğiniz, 2002 yılında Türkiye?deki tütün üreticisi sayısı 405 bindi, bugün 178 bine inmiş durumda. 31 Aralık tarihli karardan sonra, artık 100 binlerin altına giderek inecek ve giderek bu rakam sıfırlanacak, Türkiye?de tütün yetiştirilmeyecek. Sizin 31 Aralıkta aldığınız karar budur. Gelin, buna cevap verin. Bugün zaman yok, belki yarına cevap verirseniz ben onu da kabul edeceğim. Eğer verebileceğiniz bir cevap var ise merak ediyorum. Serbest bölgeler konusunda ihracat organizasyonlarını gelin teşvik edelim diyorum. Türkiye?deki üretime talep yaratan ihracat organizasyonu serbest bölgede faaliyet gösteriyor. Niye bunu teşvik etmiyorsunuz? ?Bize sadece bu konu geldi, biz bunu düzenleriz.? Böyle bir anlayış olabilir mi? Tekrar söylüyorum: 7?nci maddede üç yılda üçüncü değişiklik bu. Yani bir seferde oturup neden karar veremiyorsunuz, şunu dört başı mamur değiştirelim, çözelim. Ben, Sayın Elitaş?tan bu konularda cevap beklerdim. Tanıdığım Sayın Elitaş bunlara cevap verir. Herhâlde yarın cevap verecektir, öyle sanıyorum.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN ? Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

Viagra çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm atanmış zaten karar verin. Biz pazar geldi ve sevdim aldım. hemen kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen üç gün beklemek zorunda.