Sayıştay Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin Tümü Üzerinde

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
19?uncu Birleşim
17 Kasım 2009 Salı
 
X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
4.- Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz?ın; Sayıştay Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/512) (S. Sayısı: 427) (Devam)
 
BAŞKAN - ?
BAŞKAN ? Teşekkür ederiz.
Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.
CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayıştay Kanunu?nda değişiklik öngören teklifin tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Konuşmama başlamadan önce sizi saygıyla selamlıyorum.
Teklifin toplam dört maddeden oluştuğunu ifade etmeliyim. ?Yürürlük? ve ?yürütme? maddelerini hariç tutarsak geriye iki madde kalmaktadır. Teklifin düzenlediği konu, Sayıştay meslek mensuplarının yani Sayıştay denetçilerinin Sayıştaya girişine ilişkin sınav düzenlenmektedir. Konuya ilişkin olarak Sayıştayın yürürlükte olan bir sınav yönetmeliği vardır ancak bu sınav yönetmeliğine dayalı olarak yapılan -2009 yılının Şubat ayında yapılan- bir sınavın sözlü kısmının, sözlü bölümünün, sınavı kaybedenler tarafından idari yargıya götürülmesi sonucunda Danıştayın vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararı nedeniyle o sınavın yenilenmesini düzenleyen bir madde vardır. Ama bu madde düzenlenirken, buna yönelik olarak ayrıca Sayıştaya giriş sınavını daimî   olarak düzenleyen bir başka madde daha vardır.
Burada iktidar partisi grubu adına konuşan Sayın Konuşmacı konuşmasında Danıştayın vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararını esas alarak birtakım değerlendirmelerde bulundu. Değerlendirmenin özü, Danıştayın vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararının eleştirisidir. ?Neden dolayı bu karar verilmiştir, niye verilmiştir? Verilen bu karar Sayıştayın işlerini aksatmıştır.?
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her şeyden önce ifade etmeliyim ki, Sayın Konuşmacının bu değerlendirmesi çok açık bir şekilde Anayasa?nın 138?inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırıdır. Dava hâlen Danıştayda görülmektedir, esastan henüz Danıştay karar vermiş değildir. Anayasa?nın biraz önce sözünü ettiğim ilgili maddesine göre görülmekte olan bir dava hakkında yasama Meclisinde herhangi bir soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Bu beyan dahi, bu değerlendirme dahi, bu teklifin Anayasa karşısında ne kadar tartışmalı olduğunu göstermektedir. Yine bu beyan göstermektedir ki, hazırlanan teklif esas itibarıyla idarenin, yani Sayıştayın bundan sonra yapacağı sınav nedeniyle idari yargıya gitme yollarının kapanmasıdır, teklif bunu amaçlamaktadır. Yönetmelikle düzenlenmesi mümkün olan konular yasaya taşınmak suretiyle idarenin eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu kapatılmaktadır. Teklifin esas olarak düzenlediği konu budur değerli milletvekilleri.
Şimdi, Sayıştay anayasal bir kurumdur. O nedenle, yapılan düzenlemeyi herhangi bir sınav olarak değerlendirmek mümkün değildir. Anayasal bir kurum olan Sayıştaya giriş kurumu, Sayıştaya giriş sınavı, idarenin istediği gibi hareket edebileceği şekilde düzenlenmektedir, yani subjektif yargılara açık, subjektif  değerlendirmelere açık, yapılan işlem konusunda kendilerinden hesap sorulamayacak şekilde bir düzenleme yapılmaktadır, o nedenle önemlidir.
Demokratik ülkelerde, demokrasiyle idare edilen bütün ülkelerde sayıştaylar anayasal bir kurum olarak düzenlenir çünkü bu, bütçe hakkının uzantısı olan bir kurumdur. Bütçe hakkı bütün parlamenter demokrasilerde vardır, Türkiye?de de vardır. Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri döneminde 2006 yılında bütün hükümleriyle yürürlüğe giren Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu, bütçe hakkına olabildiğince saygı göstermeye çalışmış olan bir kanundur.
Bütçe hakkı şudur değerli arkadaşlar: Bütçe hakkı, devletin yapacağı harcamalara ve onun finansmanını oluşturan vergilere milletin karar vermesidir. Millet bu kararı temsilcileri vasıtasıyla yasama organında yani parlamentoda alır. Bütçe hakkı budur. Bütçe hakkı olan bütün  demokratik rejimlerde bütçe hakkının gereği olarak bu hakkın nasıl kullanıldığı yine millet adına denetlenmek zorundadır. Devletin yaptığı harcamaların yasalara uygunluğu, bütçe hakkına uygunluğu, bu harcamaların finansmanını oluşturan vergilerin yine milletin anayasada koymuş olduğu çerçeveye, sınırlara uygunluğu millet adına milletin temsilcilerinden oluşan parlamento tarafından denetlenir. Parlamento adına bu denetimi Sayıştay yapar. Sayıştay bu nedenle son derece önemli bir kurumdur. Yapılan bir düzenlemeyi herhangi bir kamu kurumuna giriş sınavının düzenlenmesi olarak almamak gerekir. Demokrasileri demokratik yapan unsur sadece kuvvetler ayrılığı değildir, hukukun üstünlüğü değildir, sadece temel hak ve özgürlüklerin anayasada güvence altına alınması değildir, sadece özgür ve adil seçimler değildir, sadece siyasal eşitlik değildir. Bütün bunlar anayasalarda yer alabilir ama devletin harcamalarını parlamento adına bir kurum denetleyemiyorsa, bu kurum bağımsız değilse, özerkliğe sahip değilse, başkan ve üyeleri teminata sahip değilse, o ülkede demokrasiden bahsetmek mümkün değildir, demokrasi eksik kalır. Sayıştaylar sistemi demokratik yapan kurumlardır, sistemin istikrar unsurudur, sistemin denge unsurudur.
Şimdi, teklif bu ilkeleri bir kenara atmaktadır. Giriş sınavındaki felsefe, giriş sınavında esas alınan düşünce tamamen, biraz önce sözünü ettiğim, Sayıştayın anayasal kurum olma özelliklerinin temelindeki ilkeleri bir kenara atmaktadır. Nedir bunlar, sırasıyla sizlere açıklamak istiyorum.
Birincisi, Sayıştayın yürürlükteki yönetmeliğinde eleme sınavı vardır, ondan sonra yapılan yazılı sınav vardır, ondan sonra da yapılan bir sözlü sınav vardır. Burada İktidar Partisi Grubu adına konuşan Sayın Konuşmacı ?Bunda bir şey yok, biz sözlü sınavı kaldırıyoruz, yerine mülakat getiriyoruz.? diyor. Efendim, ?Birçok kurumda da bu mülakat vardır, örneğin maliyede vardır.? dedi, ?maliye müfettişliğinde vardır.? dedi. Ben de maliye müfettişliğinden gelen bir arkadaşım. Evet, vardır, doğru ama Değerli Konuşmacının çok uzaklara, başka kurumlara gitmesine gerek yok. Sayın Konuşmacı eski bir Sayıştay mensubudur benim bildiğim kadarıyla. Sayıştayın şu anda yürürlükte olan yönetmeliğinde de vardır bu. Sayıştayın yürürlükte olan yönetmeliğinde eleme sınavı vardır, yazılı sınav vardır, ondan sonra sözlü sınav vardır ancak ?Sözlü sınav, bilgi yanında adayın zekâsını, kavrayış ve ifade kabiliyetini, intikal kabiliyetini de ölçen sınavdır.? olarak tanımlanmıştır. Yani sözlü sınav prensip olarak kişinin bilgisini ölçecek ama bunun yanında, saydığım diğer, adayın o özelliklerine de bakacak. Yani sözlü sınav yazılı sınavı tamamlayan bir sınavdır. Kişilerin, adayların bilgileri objektif olarak yazılı sınavda ölçülür. Yazılı sınavın sonuçlarını sözlü sınavın bir kalemde yok edecek özelliklere sahip olmaması gerekir. O nedenle, mevcut yönetmelik der ki: Yazılı sınavların her birinden en az 70 almak gerekir, önce eleme sınavı sonra yazılı sınav. Bunlardan en az 70 puan almak gerekir. Ancak sözlü sınavda yönetmelik 50 puan arıyor. Sözlü sınavın toplamdaki ağırlığını yazılı sınav kadar gözetmemiş yönetmelik. Yazılıya daha öncelik vermiş, ağırlık oradadır. Danıştay da muhtelif kararlarında bunu gözetmiştir. Sözlü sınav daima yazılı sınavı tamamlayacak bir özellik taşımalıdır.
Şimdi, sözlü sınavı kaldırıyor kanun, onun yerine mülakat getiriyor. Kişinin, işte, dış görünüşüne, ifade kabiliyetine, efendim, işte, temsil kabiliyetine, liyakatine diyor? Liyakat hâlbuki üç yıllık adaylık süresinin sonunda yeterlik sınavında ölçülebilecek olan bir kavramdır. Daha girişte liyakatini nasıl ölçeceksiniz? Siz onu üç yıl eğiteceksiniz, yetiştireceksiniz, üç yıldan sonra veya iki yıllık adaylık süresinin sonunda, belki üç yıla kalmadan onu değerlendireceksiniz. Mülakatta da en az 70 puan almak gerekiyor. Görünüşte kaliteyi yükselten bir unsur gibi gözüküyor. Hayır, tam tersine, tamamen subjektif değerlendirmelere açık bir değerlendirme olduğu için mülakat, gerçekte subjektif değerlendirmelerin toplam sınav notundaki payını yükseltiyor, yazılının önemini azaltıyor. Bu, Anayasa?nın hukuk devleti ilkesine açık bir şekilde aykırıdır.
Değerli milletvekilleri, Sayın Başkan; bu maddeyi, bu tasarıyı, bu teklifi bu şekilde yasalaştırmak suretiyle Sayıştay gibi bir anayasal kurumun sınav konularını düzenleyen bir yasa maddesini Anayasa karşısında tartışmalı hâle getirmeyelim. Böyle yasalaştığı takdirde, aynen kaymakamlık sınavında yapıldığı gibi, biz bu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine götüreceğiz. Biz, hukuk devleti ilkesine, hukukun üstünlüğü ilkesine, eşitlik ilkesine aykırı buluyoruz bu düzenlemeyi. Tabii ki karar Anayasa Mahkemesinin olacaktır. O ne karar verecektir, o konuyu değerlendirmem söz konusu değil.
Yine, teklifin geçici maddesini değerlendireyim. Geçici madde, şubat ayında yapılan yazılı ve sözlü sınavı kazanan ve ataması yapılan 60 adayın haklarının zayi olmaması düşüncesiyle hazırlanmıştır. Bunun yanında, doğal olarak bu yapılan sözlü sınavı yargıya götürmek suretiyle, yargının vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararı sonucunda sözlü sınavın yeniden yapılması zorunluluğu nedeniyle ona ilişkin bir düzenlemeyi ihtiva etmektedir.
Şimdi, bu 60 adaydan -ki 3 tanesi başka kurumlara gitmek suretiyle Sayıştay denetçi yardımcılığından ayrılmış- geriye 57 aday kalıyor. 57 adayın haklarının korunması gerekiyor. Tabii ki hukuk varsa eğer bu adayların eğitimlerine kaldığı yerden devam etmeleri gerekir, onda herhangi bir tereddüt yok. Ancak bu sözlü sınavda kaybetmiş olan adaylarımız yeniden Danıştayın kararı gereğince sınava alınmak zorundadırlar. Peki, teklif neyi getiriyor bu konuda? Evet ?Bunlar da yeniden alınacaklar.? diyor ama neye? Sınava değil mülakata.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; o arkadaşlarımızın, yargıya giden arkadaşlarımızın iddia ettiği konu, yani sözlü sınava ilişkin olarak iddia ettikleri konunun sonucunda Danıştayın vermiş olduğu karar sözlü sınavın dayanağını oluşturan oradaki bir ibarenin yürütmesinin durdurulmasına ilişkindir. Yani sözlü sınavı tekrar edeceksiniz. Sözlü sınavı tekrar edeceksiniz diyorsa Danıştay, siz onun yerine, ben sözlü sınav yapmayacağım, bu kanunla getirdiğim mülakatı yapacağım diyebilir misiniz? Hukuk devletinde bu düzenlemenin yeri olabilir mi?
Ben bu düzenlemeden üzüntü duyuyorum. İki nedenle: Birincisi, bu düzenleme çok açık bir şekilde hukuk devleti ilkesine aykırı. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir, buna aykırı; bu bir. İkinci olarak üzüntü duyduğum konu, bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda birkaç kere ifade ettim ben, ?Arkadaşlar, bu yanlış.? O gün ara verildi, evet yanlışlığına kani oldu arkadaşlar, çünkü teklifin ilk şeklinde ?sözlü sınava alınır? diyordu geçici maddede, sonra devamında da ?mülakata alınır? diyordu. Bir çelişki var bir kere burada. Evet, ertesi gün arkadaşlarımız önergeyi yazıp getirdiler, ?Çok haklısınız Sayın Akif Hamzaçebi, bunu düzeltiyoruz.? dediler, ?Biz bu arkadaşları mülakata alıyoruz.? dediler. Evet, ikinci üzüntüm de bundandır. Onun üzerine herhangi bir değerlendirme yapmadım çünkü bir gün önce aşağı yukarı belki bir saat kadar bu konuyu ben anlattım. Bu anlatımım eğer herhangi bir şey ifade etmemişse, bunda ben iki şey ararım: Ya anlattığım konuya arkadaşlar, yani bu önergeyi hazırlayan arkadaşlar nüfuz edemedi, bunu yine bir üzüntü vesilesi sayarım; ikincisi, buna nüfuz edildi ama ?Biz kararlıyız, mülakat yapacağız, buna da yargı yolunu kapatıyoruz bu teklifle, istediğimizi alacağız istediğimizi almayacağız.? Sonuçta o maddenin onaylanabilir bir tarafı yoktur, hoş görülebilir bir tarafı yoktur.
İktidar partisi grubu adına konuşan Sayın Konuşmacı Danıştay kararıyla ilgili bir değerlendirme yaparken yanlış bilgiler de verdi. Bunları düzeltmek isterim. Örneğin yürütmeyi durdurma kararını eleştirirken Danıştayın, efendim, bir süre sonra Danıştay esastan karar verip de sınavı uygun görürse, yani idarenin işlemini iptal etmez ise ne olacak? Önce bunu iddia eden arkadaşımıza ben ilgili Danıştay kararlarına bakmasını öneririm. İki tane karar vardır o konuda. Birincisi, sınavın yürütmesinin durdurulmasına ilişkin karar; ikinci karar da ?Komisyon üyeleri tek bir not verir? şeklindeki yönetmelik maddesinin yürürlüğünün durdurulmasına ilişkin. Ancak bu yürütmeyi durdurma kararları gerekçeli olarak yazılmıştır. Âdeta Danıştay bunu esastan inceler gibi incelemiştir, bütün gerekçelerini orada ortaya koymuştur. Dolayısıyla, esastan verilecek kararın da muhtemelen yürütmeyi durdurma kararındaki gerekçeler doğrultusunda aynı sonuca ulaşacak şekilde çıkması mümkündür. Yani bu kadar kuvvetli bir ihtimal varken, teorik olarak olmayacak sıfır bir  ihtimali getirip Parlamentonun önüne koyup Danıştayı eleştiri konusu yapmayı, yargıya ben biraz haksızlık olarak alıyorum. Bunlar doğru gerekçeler değildir.
Değerli arkadaşlar, şimdi, bu teklif bir yönüyle de Sayıştayda kaliteyi ikinci plana atan bir tekliftir. 1960?larda çıkan 832 sayılı Sayıştay Kanunu?ndan aşağı yukarı elli yıl sonra, bugün, Parlamentomuz, elli yıl önceki anlayıştan daha geriye giden bir anlayışı kabul edecektir eğer bu teklif bu şekliyle yasalaşırsa, gerekli düzeltmeler yapılmazsa.
Çok modern bir kurumdur Sayıştay. Çok modern bir kurumdur. İhtiyaçları vardır, tabii ki onların karşılanması gerekir. Bunlar ayrı bir değerlendirme konusu. Böyle modern bir kurumda elli yıl önce bile yabancı dil sınavı yapılırken, elli yıl sonra yabancı dil sınavını kaldırmanın ben anlamlı bir gerekçesini bulamıyorum. Bir yandan küreselleşme var diyoruz, bir yandan denetimin uluslararasılaşması var, INTOSAI var, uluslararası denetim standartları var. Sayıştay bunları yakından takip eder, uluslararası kurumlara gider. Şimdi, zaten yabancı dil sınavı toplam içinde önemli bir ağırlığa sahip değil. Yüzde 20 ağırlığı çok büyük bir ağırlık olarak söylüyor konuşmacı arkadaşımız. Bugüne kadar yabancı dil sınavı nedeniyle Sayıştay eleman bulmakta zorlanmış mı acaba? Teklif diyor ki: ?Yabancı dil aramayalım. Bize dil bilmeyen eleman da gelsin.? Hiç kimsenin dil bilmesi önemli değil daha doğrusu! Mevcut yönetmelik diyor ki: ?Asgari bir dil olsun yani biraz aşinalığı olsun da sonradan meslekte geliştirir.?, ?Hayır, ben hiçbir şey aramayacağım, meslek sırasında, eğitim sırasında onları kursa göndereceğim?? vesaire vesaire. Bunlar Sayıştaya yakışmayan, Sayıştayın modern ufkuna, 21?inci yüzyıldaki ufkuna yakışmayan, ondan geriye giden, 60?ların öncesine giden bir anlayıştır. 60?ların öncesinde bile bu anlayışın olduğunu sanmıyorum ama olsa olsa ondan daha öncedir diyorum. Bu kadar özensiz, dikkatsiz, Sayıştayı mevcut konumundan geriye götürmeye çalışan, Sayıştayın anayasal kurum özelliğini dikkate almayan, subjektif değerlendirmelere açık bir tekliftir.
Son olarak şunları söylemek istiyorum: Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bütün demokrasilerde sayıştay vardır dedim?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN ? Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.
Buyurunuz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Sayıştay Parlamento adına denetim yapar yani milletin adına denetim yapar. Bu kadar önemli bir kurumu düzenliyoruz. Bu kadar önemli kuruma giriş sınavının objektif olması gerekir. Bunu kanuna taşımaya da gerek yoktur. Danıştay böyle bir şey söylemiyor. Danıştayın söylediği, sınav veren üyeler hangi nedenle o notu verdiğini oraya yazsın, hani ?Şu soruyu sordum şunu bilemedi, şunu az bildi.? vesaire gibi.
Bakın ?bütçe hakkı? dediğimiz, ?her şeye milletin karar vermesi? yani ?harcamalara ve onun kaynağını oluşturan vergilere milletin karar vermesi? dediğimiz kavram gerçekte 1789?dan beri bütün dünyada var. Sayıştayların tarihi temel hak ve özgürlüklerin tarihi kadar eskidir. 1789 tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi?nin 14?üncü maddesi bütçe hakkını açık bir şekilde düzenler. Ta 1789?dan gelen, insanların, bireylerin temel hak ve özgürlükleri kadar?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Toparlıyorum?
BAŞKAN ? Lütfen bağlayınız.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? ?kutsal bir hak olan bütçe hakkının, demokrasileri demokrasi yapan bütçe hakkının nasıl kullanıldığını denetleyecek olan bir anayasal kurumun böyle bir sınav sistemine, böyle bir düzenlemeye tabi olmasını ben içime sindiremiyorum, ben kabullenemiyorum, Sayıştayın birikimine saygısızlık olarak görüyorum. Gerekli düzeltmelerin yapılacağını ummak istiyorum. Sözlerimi burada bitiriyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN ? Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

Viagra çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm seçip zaten karar verin. Biz pazar geldi ve sevdim aldım. hemen şimdi kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen birkaç dakika beklemek zorunda.