Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısının 3. Maddesi Üzerinde

DÖNEM: 23 CİLT: 30 YASAMA YILI: 3
 
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
 
14?üncü Birleşim
6 Kasım 2008 Perşembe

2.    Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/657) (S.Sayısı: 302)
?
BAŞKAN - 3?üncü maddeyi okutuyorum:
?
BAŞKAN -  Teşekkür ediyoruz Sayın Kumcuoğlu.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi konuşacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın Hamzaçebi.
CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 3?üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamadan önce sizleri saygıyla selamlıyorum.
Tasarının 3?üncü maddesi tasarının esası olarak ifade edebileceğimiz bir madde. Bütün önemli unsurlar bu maddede düzenlenmiştir. Çok kısaca bunları sizlere hatırlatmak istiyorum: Bu maddenin (1) numaralı fıkrasına göre, 1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla, gerçek ve tüzel kişiler tarafından sahip olunduğu hâlde o tarih itibarıyla yurt dışında bulunan para, döviz, menkul kıymet, altın gibi değerlerin kanunun yayımından itibaren üç ay içerisinde Türkiye?ye getirilmesi hâlinde ve getirilen bu değerlerin bir bankaya beyan edilmesi hâlinde, bu tasarının getirmiş olduğu diğer bazı kolaylıklardan yararlanılacaktır. Hemen, bunu hatırlatmışken buna ilişkin görüşümü de ifade edeyim.
Bir numaralı fıkraya göre getirilen bu değerler üzerinden yüzde 2 oranında vergi ödenmesi söz konusudur ancak aynı fıkrada bu değerlerin bilanço esasına göre defter tutan mükellefler tarafından şirketlerine sermaye olarak konulabileceği de ifade edilmiştir. Sermaye olarak konulmasının tercih edilmesi hâlinde, konulan bu değerler sermayenin bir unsuru addedilecek, pasifte bir özel fon hesabında tutulmakla birlikte sermayenin bir unsuru addedilecek ve işletmeden herhangi bir şekilde çekilemeyecek, bunun eksik olduğunu ifade etmek istiyorum. Mükellef getirdiği varlığı isterse şirketine sermaye koyabilecek, istemezse koymak zorunda değil. O zaman, böyle bir zorunluluk yok ise ?bunu şirkete sermaye olarak koyarsan bunu mutlaka çekemeyeceksin? diye bir kayda bağlamanın da doğru olmadığını düşünüyorum, burada bir esneklik tanımak daha doğrudur.
İki numaralı fıkrada, bu sefer, gerçek ve tüzel kişi kavramından uzaklaşılarak, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin yurt içinde sahip olduğu benzeri değerlerin sermaye şirketlerine veya kendi şirketlerine sermaye olarak konulması hâlinde bunlar da yine sermayenin bir unsuru sayılacak, işletmeden bunların çekilmesi söz konusu olamayacak. Burada bu ilke doğru ama birinci fıkrada bir seçimlik hak vardı, ister koyabilir ister bankada tutabilir. Seçimlik hakta ?mutlaka bunu çekemezsin? demeyi doğru bulmuyorum, böyle bir esnekliği yatırımcıya, tasarruf sahibine vermek lazım.
İki fıkra arasında çelişkili gördüğüm husus, vergi oranındaki farklılıktır. Birinci fıkraya göre getirilen tasarruflar üzerinden yüzde 2 oranında vergi alınırken, ikinci fıkraya göre şirkete sermaye olarak konulan değerlerden yüzde 10 oranında vergi alınması öneriliyor. Bunu son derece ağır buluyorum. İktidar partisi bir önerge vermiş, yüzde 10?luk oranın yüzde 5?e indirilmesi söz konusu. Biz kanunun ilkesini bozmamak için bunu yüzde 3 oranına çeken bir önerge vermiş durumdayız ama yapılması gereken çok daha farklıdır. Kapsamlı bir çalışmayı gerektiriyor ama, belki görüşmelere ara verilerek yapılabilir.
Değerli arkadaşlar, şirkete sermaye olarak konulan değerler hem birinci fıkraya göre hem ikinci fıkraya göre herhangi bir şekilde vergiye tabi olmamalıdır, bu bir. Mademki reel sektörün kaynağa ihtiyacı var. Şirkete sermaye olarak koymayı -diğer şirkete sermaye koymak dışındaki şekillerde- tasarrufun değerlendirilmesi hâlinde o hâllerden daha farklı düzenlemeliyiz. Şimdi bankaya getirdi, bankada tutuyor, yüzde 2; şirkete sermaye koydu yüzde 2; hazine bonosu aldı yüzde 2. Bakın, İtalya uygulaması vardır. İtalya 2001?de -aynı kapsamda değil, İtalya kara parayı onlardan hariç tutmuştu- hazine bonosu alımında vergi dışı tutmuştu. Hazine bonosu aldığı tutarı değil? Yani 10 milyon YTL veya 10 milyon dolar yurt dışından getirdi, bununla hazine bonosu aldı, bunu hariç tutarım demiyor. İtalya, 10 milyon dolarlık tasarrufun yüzde 12?sini, -yanlış hatırlamıyorsam yüzde 12?sini- belli bir kısmını hazine bonosuna yatırırsanız tamamı üzerinden vergi almayacağım demiştir. Bakın, bu teşvik edici bir unsurdur. Hazinenin kaynağa ihtiyacı var. Bırakın, gelen kaynak hazine bonosuna gittiği takdirde oradan yüzde 2 oranında vergi almayın. Ekonominin kaynağa ihtiyacı var diyorsunuz. Kaynağa ihtiyaç olduğunu kabul ediyorum.
Değerli arkadaşlar, tasarının bu maddesinin asıl önemli fıkraları 5 ve 6 numaraları fıkralar. Dün de ifade ettim, 6 numaralı fıkra bir kısım kara paraya af getiriyor. Naylon fatura örneğini verdim. Naylon fatura kullanma ve düzenleme fiiline karışanların bu fiil karşılığında elde ettikleri geliri yurt dışından getirip bankaya yatırmaları hâlinde hem naylon fatura düzenlemiş olmaktan dolayı Vergi Usul Kanunu?na göre hakkında yapılan vergi incelemesinden kurtulması söz konusu hem de hapis cezasından kurtulması söz konusu. Bunun kabul edilmesi mümkün değil. Bunun mutlaka çıkarılması gerekir. Diğer tasarrufları da lekeleyecek, gölgeleyecek bir düzenlemedir. Buna ilişkin önergemiz var.
Tasarının bu maddesinin beş numaralı fıkrasının ikinci cümlesini de doğru bulmadığımı ifade ediyorum. Dün söyledim, bugün tekrar söyleyeceğim. Beş numaralı fıkranın birinci cümlesi ile mükelleflere bankalara beyan ettikleri, şirkete sermaye olarak koydukları veya vergi dairesine beyan ettikleri değerleri konu alarak bir vergi incelemesinin yapılmayacağı güvencesi verilmektedir. Bu güvencenin verilmesinde herhangi bir yanlışlık yok, işin doğası gereğidir.  1998 yılı düzenlemesinde de, 2002 yılı düzenlemesinde de benzeri güvenceler vardır. Vergi incelemesi yapılmayacağı yönünde bir güvenceyi mutlaka vermek lazım ancak beşinci fıkranın ikinci cümlesiyle verilen güvence, bunun ötesinde çok başka bir güvence. Buna göre -dün 10 milyon YTL?lik bir örnek vermiştim- bir kişi, dışarıdan geleceği için dolar diyelim buna, 10 milyon dolarlık tasarrufunu, birikimini, her neyse getirip Türkiye?de bankaya yatırdığında, Türkiye?de de bu değerle ilgisi olmayan başka nedenlerle hesaplarında bir inceleme yapıldığı zaman bulunan fark, beyan ettiği 10 milyon dolardan mahsup edilecek. Ne karşılığında? Yüzde 2 vergi karşılığında. Bu doğru değil arkadaşlar. Bunu devam eden incelemeleri de kapsama alacak şekilde Komisyonda genişletmiştiniz. Bu fıkranın da çıkarılması için önergemiz var. İktidar partisi de o Komisyonda yapılan ilaveyi çıkaracak şekilde bir önerge vermiş durumda. Onun çıkması tabii ki olumlu bir gelişme ama kanunun yürürlüğünden sonra, 2008 yılından önceki dönemlere ilişkin olarak başka nedenlerle yapılacak incelemelerde bulunan matrah farkıyla bankaya beyan edilen tutarı birbirinden mahsup etmek doğru değil. 2003 yılında Vergi Barışı Kanunu çıkarmışız, matrah artırımı yapmıştınız. Matrah artırımının bir mantığı var. Bir ilave matrah beyanı istiyorsunuz mükelleften, onun üzerinden o zaman yüzde 30 oranında vergi almıştınız. Şimdi, bu matrah artırımı da değil. Matrah artırımı çok daha makul, çok daha masum bir düzenlemedir bunun yanında. Bu da vergi denetimini zedeleyen, vergi sistemine, vergi idaresine güveni sarsacak olan bir düzenlemedir. O nedenle, (6)?ncı fıkrayla birlikte (5)?inci fıkranın ben tasarıdan çıkarılması gerektiğini düşünüyorum.
Değerli milletvekilleri, Sayın Maliye Bakanı biraz önceki sorulara cevap verirken enerji politikasıyla ilgili bazı değerlendirmelerde bulundu. Sayın Deniz Baykal?ın ?Bu enerji zammını, BOTAŞ zammını, doğal gaz zammını geri alın.? sözünü anımsatarak ?Ben bunu bütçeden mi karşılayım? Görev zararı mı olsun bu?? dedi. Bunu izninizle çok kısaca değerlendirmek istiyorum. Sayın Bakana ben şunu sormak isterim: Siz 2003 yılından 2007 seçimlerine kadar elektriğe hiç zam yapmamakla övündünüz ama zam yapmadığınız bu dönemde elektrik şirketlerinin birbirine olan borçları arttı. BOTAŞ?ın elektrik şirketlerine verdiği doğal gazdan dolayı alacağı arttı, alacağı çoğaldı. Elektrik üretiminin yüzde 52?si doğal gazla yapılıyor, üretimin yüzde 52?si doğal gaza dayalıdır. Doğal gaz fiyatı dünyada artıyor ama?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN ? Lütfen sözlerinizi tamamlayınız, buyurunuz.
M. AKİF HAMZÇEBİ (Devamla) ? Teşekkür ederim.
?siz bunları görmezden geliyorsunuz, elektrik fiyatını sabit tutuyorsunuz, BOTAŞ, Elektrik Üretim Şirketinden alacağını alamıyor; Elektrik Üretim Şirketi, Dağıtım Şirketinden alacağını alamıyor; Dağıtım Şirketi, Ankara Büyükşehir Belediyesinden alacağını alamıyor böyle zincirleme bir ödememe sirkülasyonu içinde BOTAŞ personel maaşlarını ödeyebilmek için bankadan kredi alıyor, buna faiz ödemek zorunda kalıyor.
Şimdi, hiç kimse bunun aksini iddia edemez, son yapılan zammın gerisinde beş yıllık birikim vardır, BOTAŞ?ın alacaklarını tahsil edememesi vardır. Kur artışı değil, kur artışı bahane gösterilmesin. Yıllarca kur artışı? Bir süredir kur artışını yaşıyoruz, bir süredir doğal gaz fiyatı artıyor. Neden? Sorun burada. O nedenle, bu doğal gaz zammının insaflı olduğunu söylemek mümkün değildir. Elektrik şirketlerinin, BOTAŞ?ın belediyelerden olan alacağını alamaması nedeniyle yapılan bir zamdır.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN ? Teşekkür ediyoruz Hamzaçebi.

Viagra çok çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm seçip zaten karar verin. Biz sirk geldi ve sevdim aldım. hemen kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen biraz zaman beklemek zorunda.