DÖNEM: 23 CİLT: 30 YASAMA YILI: 3 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ 13?üncü Birleşim 5 Kasım 2008 Çarşamba 3.- X- Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/657) (S.Sayısı: 302) Viagra çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm bulmak zaten karar verin. Biz pazar geldi ve sevdim aldım. hemen şimdi kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen birkaç saat beklemek zorunda.
TUTANAK DERGİSİ
BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon Raporu 302 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi konuşacaktır.
Buyurunuz Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA M. AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı?nın tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Sözlerime başlarken sizleri saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, tasarının üç temel amacı bulunmaktadır. Bunları sırasıyla sizlere şöyle ifade edebilirim: Birinci amaç gerçek ve tüzel kişilerce sahip olunduğu hâlde 1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve benzeri sermaye piyasası araçlarının Türkiye?ye getirilmesi; yine gerçek ve tüzel kişilerce yurt dışında sahip olunan taşınmazların kayda alınması ve üçüncü grup olarak da gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince Türkiye?de 1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla sahip olunduğu hâlde işletme kayıtlarında yer almayan biraz önce saydığım kıymetlerin işletme kayıtlarına intikal ettirilmesi. İlk iki gruptaki varlıklar için, yani 1?inci ve 2?nci grupta yer alan, yurt dışındaki tasarrufların Türkiye?ye getirilmesi ve yurt dışındaki taşınmazların Türkiye?de kayda alınmasıyla ilgili olarak yüzde 2 oranında vergi alınacaktır. 3?üncü grupta yer alan unsunlar için, yani işletme kayıtlarında olmadığı hâlde işletme kayıtlarına, özkaynaklar arasına dâhil edilecek olan kıymetler üzerinden de yüzde 10 oranında vergi alınacaktır.
Tasarı buna bağlı olarak mükelleflerin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin yurt dışında elde etmiş olduğu bazı kazançların da -ki bunlar 30 Nisan 2009 tarihine kadar elde edilecek kazançlar da dâhil olmak üzere diye tanımlanmıştır- Türkiye?ye getirilmesi halinde bunlara da bir vergi istisnasının sağlanacağını öngörmüştür. Hükûmet tasarısında yer almamakla birlikte komisyon görüşmeleri sırasında tasarıya ilave edilen bir maddeyle de hâlen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun yetkisinde olan mevduata güvence verme konusuna ilişkin yetkiyi bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren iki yıl süreyle gerektiğinde tüm mevduatı da kapsamına alacak şekilde Bakanlar Kuruluna kullandırılabilecektir. Tasarının düzenlemeleri bunlardır.
Tasarının genel gerekçesine baktığımızda, tasarıya hâkim olan gerekçenin şu olduğunu görüyoruz: Dünyada bir küresel kriz vardır, küresel krizden tabii ki Türkiye de etkilenmektedir. O hâlde bu küresel krizi Türkiye bir fırsat olarak değerlendirebilir. Yurt dışındaki tasarruflar Türkiye?ye getirilebilir. Tasarıya hâkim olan düşünce budur. Hükûmet bu yolla hem cari açığın finansmanı için hem de borçlanma için kaynak temin etme arayışındadır. Bu tasarruflar neden yurt dışında kalmıştır? Neden Türkiye?ye gelmemiştir? Bunun gerekçesi, tasarının genel gerekçesinde şöyle açıklanmaktadır: Bugüne kadar veya işte AKP hükûmetlerine kadar Türkiye?de bir istikrar yoktu, ekonomide istikrar yoktu, siyasi istikrar yoktu, bir güven ortamı yoktu, Türkiye büyüme sürecini yakalamış değildi, kambiyo mevzuatından kaynaklanan sorunlar vardı, kısıtlamalar vardı, Türkiye?de ağır vergi yükü vardı. Yani şunu diyor tasarı: ?O kadar sorunlar vardı ki bu paralar Türkiye?ye gelmedi. Şimdi bu sorunları aştık, Türkiye?ye bu paraları getirmek için bir adım daha atmalıyız. O nedenle bu tasarıyı getirdik.?
Şimdi önce bunu değerlendirmek istiyorum izin verirseniz. Gerçekten Türkiye?de yerleşik kişilere ait olan yurt dışındaki tasarrufların Türkiye?ye gelmeyiş gerekçeleri bu mudur?
Türkiye?de ağır vergi yükü olduğu doğruydu. 1998?den itibaren Türkiye?de kademeli olarak vergi yükü indirilmeye başlanmıştır ve bugün Türkiye kâr payı üzerindeki yüzde 34 oranındaki vergi yüküyle OECD ve Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde en düşük vergi oranına sahip dört veya beş ülkeden birisidir. Yani Türkiye kâr payı üzerindeki vergi yükünde yaklaşık iki üç yıldır en düşük vergi yüküne sahip ülkelerden birisidir.
Kambiyo mevzuatından kaynaklanan kısıtlamalar tasarıda ?2001?den sonra kaldırılmıştır.? deniliyor ama 1989 yılında sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi, liberalleştirilmesi politikası çerçevesinde serbestleştirilmiştir.
?Yurt dışında teşvikler sağlanmaktadır.? diyor tasarı. Türkiye 1998 yılından bugüne 2 tane teşvik yasası çıkarmıştır. Türkiye yatırım ortamının iyileştirilmesi için son derece ciddi adımlar atmıştır; 2000 yılından bu yana önceki hükûmetler döneminde atılmıştır, AKP hükûmetleri döneminde atılmıştır. Bütün bunlar bu konuda Türkiye'nin attığı adımlardır ama buna rağmen dışarıda var olduğu söylenen bu tasarruflar Türkiye?ye gelmemiştir.
Tasarının genel gerekçesinde sayılan gerekçelerden bir tanesini değerlendirmedim. Türkiye?de güven ve istikrar var mı? Ekonomi gerçekten herkese güven veriyor mu değerli arkadaşlar? Bence buna bakmak gerekir ve yine Türkiye?de siyasi istikrar var mı, buna bakmak gerekir.
Biz şimdi kendi kendimize bakıp ?Bizim ekonomimiz iyi.? dersek bu yetmiyor, yabancıların da bize iyi demesi gerekir. Dışarıdan bizim nasıl göründüğümüz önemli, bizim kendimizi nasıl gördüğümüz değil. Dışarıdan bizim görünüşümüz Türk ekonomisinin güven vermediği yönündedir. 2008 yılının Mayıs ayında Türkiye IMF?yle programını bitirmiş. O tarihten bu yana ekonomide nasıl bir yol haritası izleyeceğini Türkiye Cumhuriyeti, Hükûmetimiz açıklamamıştır.
Cari açık giderek artıyor. Cari açık artarken Türkiye?ye sermaye girişi azalmaktadır. Cari açığın finansmanına baktığımızda borç yaratan işlemlerin ağırlığı artmaktadır. Borç yaratmayan işlemler, yani doğrudan yabancı yatırım girişi, varlık satışı, gayrimenkul satışı gibi kaynaklardan gelen gelirler azalıyor. Böyle bir ödemeler dengesi tablosuna sahip olan Türkiye?de, Türk ekonomisinin güven verdiğini söylemek mümkün değildir. 2002?den bu yana, 2001 krizinden bu yana atılan birçok olumlu adım vardır. Evet, ekonomi giderek 2002 yılından bu yana büyümektedir ama her şeye bu açıdan bakıp diğerlerini ihmal edersek doğruyu görmemiş oluruz.
Bir de, yurt dışında mükellefler niye para tutmaktadır? Vergi mevzuatından kaynaklanan sorunları acaba giderebildik mi? Evet, vergi yükündeki yüzde 34?lük, kâr payındaki yüzde 34?lük oranla Türkiye bu konuda çok ciddi bir vergi oranı indirimine gitmiştir. Bu önemlidir ama hâlâ vergiden kaynaklanan ciddi sorunlar vardır. Türkiye?de kredi maliyeti yüksektir. Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu banka sigorta vergisi uygulamaları nedeniyle kredi maliyeti yüksekse bizim mükelleflerimiz, şirketlerimiz, bu krediyi yurt dışından temin ediyor hatta kendi parasını yurt dışındaki bankada tutmak suretiyle onu kredi olarak kullanıyor. Bir yandan o kredinin faizini burada kayıtlarına gider olarak yazıp matrahını düşürüyor öte taraftan da yurt dışındaki mevduatına bir faiz geliri elde etmiş oluyor. Bu son derece ciddi bir avantajdır. Bu tasarıda bu avantajı önlemeye yönelik bir düzenleme var mıdır? Hayır. Peki, kredi maliyetlerini düşürmeye yönelik mükellefin yurt dışından kredi almasını özendirecek mevcut vergisel yükün hafifletilmesine yönelik bir düzenleme var mıdır? Yoktur. Şimdi ?Bunları kaldırmadan bu düzenlemeyi yapalım, bu paralar Türkiye?ye gelsin.? demek biraz gerçekleri görmemek olur, biraz eksik adım atmak olur.
Şimdi -devam edeceğim bu örneklere, vergiden kaynaklanan sorunlara devam edeceğim- 2006 yılından bu yana bu 2006 yılındaki Hükûmetin yaratmış olduğu bir eşitsizlik vardır. Yerli yatırımcıların hazine bonosu gelirindeki, İMKB?de kayıtlı olan hisse senetlerinden elde ettiği gelirdeki, bu hisse senetleriyle hazine bonolarının alım satımından elde edilen kazançlardaki vergi yükü yerli yatırımcılar için yüzde 10?dur, yabancılar için sıfırdır. Şimdi Sayın Maliye Bakanı bu tasarı vesilesiyle diyor ki: ?Bu eşitsizliği gidereceğiz.? Bu eşitsizliği yaratan AKP Hükûmetidir değerli arkadaşlar. O zaman panik psikolojisiyle bir yanlış karar alındı 2006 yılında, bir hafif dalgalanma oldu, o panikle ?Aman yabancıya sıfır koyalım, yerli yüzde 10 olsun.? Bunu bu tasarıya bağlayacağım. Neden bunu örnek verdim? Şimdi, bizim mükelleflerimizin yurt dışındaki fonları yabancı fon gibi. Türkiye?ye gelip hazine bonosu aldığında sıfır vergi öderken, yani hiç vergi ödemezken şimdi bu tasarı diyor ki: ?Türkiye?ye getir, kayda gir.? E kayda girdi, hazine bonosu alırsa yüzde 10 oranında vergi ödeyecek. Öder mi? Sayın Maliye Bakanı ?Eşitsizliği gidereceğiz.? derken aslında hazine bonosundaki eşitsizliği de gidermeyeceğini açıkladı Bütçe Komisyonunda. Sadece hisse senetlerine ilişkin alım satımdaki, kazançtaki vergi eşitsizliğini giderecek, hazine bonosundaki sorun devam edecek. Altına dayalı yatırım fonlarında vergi yükü yüzde 25, diğer yatırım fonlarında yüzde 15. Neden gelsin, niye gelsin yabancı? Mevduat garantisi Türkiye?de 50 bin YTL. Kriz nedeniyle birçok ülke şimdi sınırsız mevduat garantisi verdi veya garantiyi artırdı. Şimdi gerçi tasarı yetki alıyor, onu Hükûmet muhtemelen düzenleyecek.
Değerli arkadaşlar, bir kere olayın bütününe bakarsak, tasarı bu genel eksikliği çözmüyor. Güven sorununun çözüldüğünü söylemek mümkün değildir, güven sorunu çözülmeden bu paraların Türkiye'ye gelmesi mümkün değildir, kendimizi kandırmayalım değerli arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar, tasarının, yurt dışından getirilen para için yüzde 2; burada, getirip ister bankaya yatırın isterseniz işletmeye sermaye olarak koyun, bunun vergisi yüzde 2?dir, ama Türkiye'deki bir mükellef kayıtlarına aynı değerleri koyarsa, sermaye olarak öz kaynaklarının arasına koyarsa burada yüzde 10?dur, yani ikisi arasındaki eşitsizliği ben doğrusu çözebilmiş değilim. Gelin, sermaye koymadaki vergiyi sıfırlayalım.
2002 yılında, o zamanki Hükûmetin yapmış olduğu bir düzenleme vardı. İsterseniz yastık altından çıkarın, isterseniz yurt dışından getirin, bir parayı şirkete sermaye olarak koyuyorsanız vergisi yoktu 2002 yılında. 1998 yılı uygulaması da farklı değildi. 1998 yılında mali milat uygulaması vardı; 1998 yılındaki mali milat uygulamasında, bankaya yatırılan değerlerden hareketle herhangi bir vergi incelemesi yapılmayacağı mükellefe güvence olarak verildi ve 1998 yılında sisteme bu nedenle 5 milyar dolar döviz girmiştir. 2002 uygulamasının ölçülebilir bir sonucu olmadı ama, 1998 uygulamasının sisteme katkısı 5 milyar dolardır değerli arkadaşlar. Vergi yoktu her ikisinde de. Ben sembolik vergi alınmasına karşı değilim, ama yüzde 2 ile yüzde 10 arasındaki verginin açıklanabilir bir tarafı yoktur. Yani yurt dışında tutmuşsan yüzde 2; yurt dışında tutanı mükafatlandırıyorsunuz, yurt içinde tutanı cezalandırıyorsunuz, aynen yerli-yabancı ayırımı yaparak birisine sıfır, birisine yüzde 10 vergi oranı uyguladığınız gibi. Tasarının herhangi bir ekonomik mantığı bulunmamaktadır, herhangi bir hukuk mantığının maalesef olmadığını görüyorum.
Değerli arkadaşlar, Türkiye küresel kriz ortamında yurt dışındaki tasarruflarını getirsin, Türkiye?deki tasarruflar da eğer sistemde değilse bunları da sisteme dâhil edelim, bunlar da şirkete sermaye olarak girsin. Bunların hepsini yapalım. Bunlardan vergi de almayabiliriz. Ama bunu yaparken vergi denetimini ortadan kaldırmayalım, kara paranın kapsamını daraltmayalım. Bu tasarının burada iki tane bomba gibi düzenlemesi var. Kara paranın kapsamı daraltılmaktadır ve vergi denetimi ortadan kaldırılmaktadır. Affınıza sığınarak, komisyonda ifade ettiğim bir cümleyi burada da kullanmak istiyorum: Vergi denetimi katledilmektedir değerli arkadaşlar. Şimdi anlatacağım size, bunun nasıl yapıldığını anlatacağım.
Örneği şöyle vereyim: Bir kişi, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge -yani naylon fatura- düzenlemiş veya kullanmış olsun. Bundan dolayı devletten 10 milyon YTL?lik bir katma değer vergisi iadesi almış olsun -hayalî ihracat yani- bunu yurt dışı bankada tutsun. Kanun çıktı, bu parayı getirdi Türkiye?de bankaya yatırdı. Bunun vergisi nedir? 200 bin YTL. 200 bin YTL vergiyi ödediği zaman, bu naylon faturaya ilişkin olarak Maliye?nin inceleme elemanlarınca yapılmakta olan incelemeler ortadan kalkacak. Gelecekte, bu kanunun yürürlüğünden sonra, 2008 yılından önceye ilişkin olarak yapılacak incelemeler de ortadan kalkacak, yani yapılamayacak. Düşünün, şimdi, Maliye?de, Maliye müfettişleri, hesap uzmanları, gelirler kontrolörleri, vergi denetmenleri bir vergi incelemesi yapıyor. Naylon fatura kullanılarak yapılan bir hayalî ihracatı tespit etmiş. Tasarı çıkacak, mükellef hemen -10 milyon YTL örneğini verdiğim için oradan devam etmek istiyorum- 10 milyon YTL?yi bankaya yatıracak, 200 bin YTL vergisini ödeyecek, bu naylon fatura incelemesi ortadan kalkacak. Yapılmakta olan incelemeler kapsamda değildi ama konuyu çok özel takip eden bazı milletvekillerimiz bunu Komisyonda tasarıya dâhil etti.
OKTAY VURAL (İzmir) ? Tüh!
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bunun kabul edilebilir bir yanı yoktur arkadaşlar. Bu, ahlaki değildir.
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) ? Onu çıkarıyoruz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Onu çıkarıyorsunuz.
OKTAY VURAL (İzmir) ? Milletvekilini mi?
KAMER GENÇ (Tunceli) ? Hangi milletvekili söyleyin!
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Ben önergeyi veren arkadaşları kastetmiyorum. Önergeyi veren arkadaşlarımı da kastetmiyorum. Onlar o şekilde bilgilendirilmiştir; ama onlara o bilgiyi o şekilde veren o milletvekili kendisini bilir. Kimseyi itham etmiyorum, ama bu uyarıyı yaptım orada. Bu uyarıyı yaptım. Dinlemediniz. Sayın Bakan dinlemedi. Komisyon da Sayan Bakana baktı tabii ki. Bu, bu tasarının ayıbıdır.
İkinci ayıp; şimdi Sayın Grup Başkan Vekili ?Çıkaracağız onu? diyor.
Peki, bu kanun yürürlüğünden sonra 2008 yılından önceki dönemlere ilişkin olarak naylon fatura incelemesini niye ortadan kaldırıyorsunuz?
RECAİ BERBER (Manisa) ? Kalkmıyor inceleme.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Kaldırıyorsunuz.
RECAİ BERBER (Manisa) ? Mahsup ediliyor sadece üstat.
AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) ? Ucu bir yerlere değer diye!
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Bakın, o da şöyle: 10 milyon YTL yatırdı mı ?aynı örnekten devam edeceğim- Türkiye?ye o parayı getirdi. Türkiye?ye yatırdı. Maliye vergi inceleme elemanı bu rakamı tespit etti. Tasarı diyor ki ?Düzelteceğiz diyor Grup Başkan Vekili arkadaşımız- düzeltilmiş hali şöyle olacak: 2009 yılında 2007 yılındaki hayali ihracat olayı incelenecek. Bu 10 milyon YTL?lik hayali ihracat nedeniyle KDV iadesi aldığı mükellefin tespit edilecek, ama mükellef 10 milyon YTL?yi bankaya yatırmış olduğu için bu incelemeden kurtulacak, tarhiyat yapılamayacak. Çünkü, getirdiği para bulunan matrah farkından mahsup edilecek.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) ? Ama hapis cezası var.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Değerli arkadaşlar, bunun kabul edilebilir yanı var mıdır?
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) ? Küresel kriz fırsata dönüşür fırsata!
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Devam ediyor, ikinci örnek. Naylon fatura nedeniyle, Vergi Usul Kanunu?na göre hapis cezasını gerektiren bu fiil nedeniyle savcılığa suç duyurusu yapılır. En az bir yıl olmak üzere o kişi hapis cezasına çarptırılır. ?Bu soruşturma da yapılmayacak? diyor kanun.
Şimdi, buraya çıkacak iktidar partisi milletvekili arkadaşımız muhtemelen bunun aksini söyleyecektir. Ama 3?üncü maddede söz alıp bunu biraz daha açacağım. Biraz daha açacağım. Bu yazım bu suçların affına yöneliktir. Sermaye Piyasası Kanunu?nun 47?nci maddesinin (B) bendine göre ?Soruşturma yapılmayacak.? diyor Kanun. (A) bendine göre yapılacak, (B)?ye göre yapılmayacak. Neye göre bu ölçüyü koydunuz? (B) ?Defter ve belgelerini SPK uzmanlarına ibraz etmeyenler, en az bir yıl ila en çok üç yıl arasında hapis cezasına çarptırılır.? diyor. Peki, ?(A) bendine göre olan fiillerle ilgili, izinsiz halka arzlarla ilgili soruşturma yapılır.? diyorsunuz, güzel; (B)?yi niye kapsam dışına çıkarıyorsunuz?
Şimdi, Kanal 7 ile ilgili bir inceleme var. SPK uzmanlarına ibraz edilmemiş, defter ve belgelerini ibraz etmemiş, rapor düzenlemiş uzmanlar. Efendim, raporu işleme koymamış SPK yönetimi. Bu gerekçe olmaz. Onunla ilgili suç duyurumuz var, daha o süreç tamamlanmış değil ama bu tasarı yasalaştığında Kanal 7 veya benzeri şirketler belli bir miktar parayı bankaya yatırıp yüzde 2 oranında vergisini ödediği takdirde bu soruşturmalar ortadan kalkacaktır. Maddedeki yazım tarzı başka bir yorumun yapılmasına imkân vermiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN ? Lütfen sözlerinizi tamamlayınız, buyurunuz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Değerli arkadaşlarım, tasarı kara paranın kapsamını daraltıyor. Türkiye kara parayla ilgili uluslararası sözleşmelerin tarafıdır, 1988 tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesi?nin, aynı tarihli Viyana Sözleşmesi?nin ve daha birçok uluslararası sözleşmenin tarafıdır, bunları imzalamıştır. Buna göre iç hukukunda kurumlar oluşturmuştur, MASAK?ı kurmuştur, cumhuriyet savcıları görevlidir. Kara para bütün toplumların, modern toplumların, modern demokrasilerin mücadele ettiği bir kavramdır. Kara parayı önlemekten kasıt, suç işleyerek bir gelir elde etmenin önünü kapamaktır, hem o suç cezalandırılır hem o suçtan elde edilen gelirin sisteme dâhil edilmesi cezalandırılır ki kimse suç işleyerek gelir elde etmeye özenmesin. Tasarı kara paranın kapsamını daraltmaktadır. Bu, Türkiye'nin başına bu tasarının getireceğinden çok daha büyük sorunlar açacaktır. Türkiye kara para konusunda kötü not alacaktır.
Sözlerimi burada bitiriyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN ? Teşekkür ediyoruz Sayın Hamzaçebi.

