Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının Tümü Üzerinde

DÖNEM: 23 CİLT: 25       YASAMA YILI: 2

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ

132?nci Birleşim
17 Temmuz 2008 Perşembe

X Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/589) (S. Sayısı: 269)
BAŞKAN ? Komisyon? Burada.
Hükûmet? Burada.
Komisyon raporu 269 sıra sayısı ile bastırılıp dağıtılmıştır.
Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince bu tasarı İç Tüzük?ün 91?inci maddesi kapsamında görüşülecektir. Bu nedenle, tasarı, tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.
Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Sayın Akif Hamzaçebi söz istemiştir.
Buyurun Sayın Hamzaçebi (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.
49 ana madde, 7 de geçici madde olmak üzere toplam 56 maddeden oluşan ve ?Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı adını taşıyan bu tasarı çok çeşitli alanlarda düzenlemeler yapmaktadır.
İsminde ?Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu? olmakla birlikte, 56 maddelik tasarının sadece 10 maddesi bu Yasa?da değişiklik öngörmektedir.
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu?nda değişiklik öngören maddeler dışında ikinci en büyük değişiklik, toplu konut mevzuatıyla ilgili olan değişikliklerdir. Toplu Konut İdaresini ilgilendiren değişiklik sayısı da madde sayısı da 7?dir.
Bunun dışındaki maddelere baktığımızda, Özelleştirme İdaresinden Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarına, Devlet Hava Meydanları İşletmesine, bir kısım kamu personelinin özlük haklarına kadar çok çeşitli alanlarda düzenlemeler yapılmaktadır.
Yine, toplumumuzun çok önemli bir kesimini, özürlü bireylerimizi, özürlü vatandaşlarımızı ilgilendiren, onların eğitimleriyle ilgili olarak bu kesimi, özürlü vatandaşlarımızı kaygıya sevk eden, mevcut haklarının ellerinden gittiği endişesine yönelten çok önemli bir düzenleme vardır. Bu konulara yönelik olarak düzenlenen tasarının çok önemli hükümler ihtiva ettiği kanaatindeyim.
Değerli arkadaşlar, tasarının on maddesiyle değişiklik öngördüğü Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu 2003 yılı sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilmiş ve 2006 yılında yürürlüğe girmiştir. Başlangıçta yürürlük tarihi 2005 yılının başı olarak öngörülmüş olmakla birlikte, geçiş döneminin uzamasına duyulan ihtiyaç yürürlüğün bir yıl sonraya kaymasına yol açmıştır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak yasalaşmasına katkı ve destek verdiğimiz Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, gerçekten, kamu mali yönetiminde çok önemli düzenlemeler yapmıştır. Parlamentonun bütçe hakkını genişletmiştir yani kamu harcamalarının ve kamu gelirlerinin olabildiğince geniş bir çerçevede Parlamentodan geçmesine imkân veren bir düzenleme yapmıştır. Bu çerçevede, geçmişin kötü alışkanlıklarını tasfiye edecek şekilde ?belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi? olarak diyebileceğimiz bir bütçe ilkesi belirlemiştir. Bu ilke, 2000?li yıllara kadar kamu mali yönetiminde yaşadığımız fon ve benzeri uygulamaların tekrarını önlemeye yönelik bir düzenlemedir.
Değerli arkadaşlar, bu düzenlemeyle, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu?nun koymuş olduğu bu ilkeler çerçevesinde de, 2004 yılında çıkarılmış olan 5217 sayılı Kanun?la da kamu mali yönetimindeki özel gelir ve gider ödenek kaydı uygulamasına son veren düzenleme yapılmıştır.
Şimdi, bu şekilde kuralları koyduktan sonra, her fırsatta geriye dönüp çeşitli kamu kurumlarının ihtiyaçlarını gerekçe göstererek tekrar ?belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmesi? olarak isimlendirebileceğimiz bütçe ilkesine ters gelen bu uygulamayı her fırsatta görüyoruz. Bu yasada da, bu tasarıda da bunun örneklerini görüyoruz.
Tasarıda yer alan, Millî Eğitim Bakanlığına ait okul arsalarının satışıyla DSİ ve Karayollarına tahsisi, taşınmazların satışından elde edilen gelirlerin bu kurumların bütçesine ödenek kaydedilmesi, TCDD?ye ait limanların özelleştirilmesinden elde edilen gelirlerin kara yolu ve demir yolu yapımı amacıyla Ulaştırma Bakanlığı bütçesine özel ödenek olarak kaydı, özel gelir olarak bütçeye alınıp bu Kuruma -Ulaştırma Bakanlığına- ödenek olarak kaydedilmesi, bu belirttiğimiz bütçe ilkesinin ihlalidir.
Değerli arkadaşlar, bunlar ilk bakışta kulağa hoş gelebilir. Belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmesi kavramıyla ?ne güzel bir buluş? şeklinde bir yanlış algılama içerisine girebiliriz. Aynı yanlış algılamayı 1980?li yıllarda fonlarda gördük. O zaman fonlar ilk çıktığında müthiş bir buluş olarak isimlendirilmişti. 2000?li yıllara geldiğimizde fon uygulamasının mali disipline, bütçe uygulamasına nasıl zarar verdiğini ülke olarak gördük, yaşadık ve bu acı tecrübeden sonra 2001 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti birkaç istisna haricinde fonları tasfiye etti. Özel gelir ve ödenek kaydı veya gelir ve ödenek kaydı uygulamaları da fon benzeri uygulamalardır. Şimdi kulağa hoş gelebiliyor ancak istisnai olarak yapılan düzenlemelerin giderek yaygınlık kazandığını gördüğüm için istisnanın kurala dönüşmek üzere olduğunu görüyorum. Bu doğru değil değerli arkadaşlar, bundan vazgeçmek gerekir.
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu dışında, ikinci olarak değineceğim önemli düzenlemeler, bu tasarıyla merkezî yönetimdeki bazı kurumların imar planı yetkilerine yönelik olarak yapılan düzenlemelerdir. Normalde imar planı yapılması konusunda iki otorite vardır: Belediyeler ve büyükşehir belediyeleri ve belirli kamu projeleriyle ilgili olarak da çok sınırlı bir şekilde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı.
Şimdi, AKP Hükûmetleriyle birlikte bu planlama sürecine, bu plan otoriteleri arasına merkezî yönetime dâhil bazı kurumların da dâhil edildiğini görüyoruz. Bu kurumların imar planına ilişkin yetkilerinin genişletildiğini görüyoruz. Toplu Konut İdaresinin imar planı yetkisi, Özelleştirme İdaresinin imar planı yetkisi -ki bu iki yetki bu tasarıyla da genişletilmektedir- ve bunlara ilave olarak TCDD?nin taşınmazlarına yönelik olarak bu kuruma verilen plan hazırlama ve yine bu kurum taşınmazlarına yönelik olarak özel bir şekilde tanımlanmış ve hızlandırılmış bir planlama süreci.
Değerli arkadaşlar, bunları doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum. Küreselleşmenin, gayrimenkule olan talebi artırdığı bir gerçektir. Özellikle 2001 krizinden, daha doğrusu 2001 yılında Amerika?daki İkiz Kuleler?e yapılan saldırıdan sonra dünya ekonomisinde meydana gelen olağanüstü büyümenin, gayrimenkule olan talebi zirve noktasına getirdiği, taşıdığı çok açıktır. Yine bu büyüme sürecinin, dünyadaki büyüme sürecinin yükselen ekonomilere çok geniş bir likiditeyi sevk ettiği bir gerçektir. Bütün bunlar gayrimenkule olan talebi artırmış ve gayrimenkul fiyatları olağanüstü yükselmiştir. Yine böyle bir süreçte kentsel yenileme, kentsel dönüşüm gibi kavramların da ülkelerin gündemine ve Türkiye?nin gündemine girdiğini görüyoruz. Her iki gelişme, hem kentsel yenileme hem gayrimenkule olan talebin artışı, kent merkezlerindeki arsa talebinin artışı anlamına gelmektedir. İşte Hükûmetin merkezî yönetimin kurumlarına, Özelleştirme İdaresine, TOKİ?ye, TCDD?ye vermiş olduğu bu yetki kent merkezlerindeki arsa talebinin de karşılanmasına yöneliktir. Kentsel dönüşüm bir yönüyle kentin çarpık yapılaşmış, sağlıksız yapılaşmış semtlerinin, bölgelerinin modernize edilmesi, modernleştirilmesi ise öbür yanı da kent merkezindeki arsa talebinin karşılanmasıdır.
Değerli arkadaşlar, TOKİ?ye verilen imar planı yetkisi bu tasarıyla genişletilmektedir. TOKİ, mevcut yasasıyla kentsel dönüşüm alanında, gecekondu önleme alanlarında, toplu konut alanlarında veya kendisine ait arsa ve arazilerden konut uygulama alanlarında imar planı yapma yetkisine sahipken, tasarı, TOKİ?nin mülkiyeti kendisine ait olan taşınmazlarda konut alanı dışında, konut uygulama alanı dışında da imar planı yapma yetkisine sahip olmaktadır. Yani, TOKİ, İstanbul?un merkezinde veya Ankara?nın merkezinde sahip olduğu herhangi bir taşınmaza, konut alanı dışında, istediği fonksiyonu, örneğin bir ticari alan fonksiyonunu, bir plaza fonksiyonunu verebilecektir. Bunun kesinlikle doğru olmadığını ifade etmek istiyorum.
Aynı çerçevede, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları taşınmazları için bu kuruma verilen ve bu kurumun hazırladığı planların üç ay içerisinde belediye meclisleri ve valilikler tarafından aynen veya değiştirilerek kabul edilmesi, bu yapılmadığı takdirde Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca resen uygulamaya konulması yolundaki düzenleme hukuka aykırıdır, Anayasa?ya aykırıdır, değerli arkadaşlar. TCDD gibi 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname?ye göre özel hukuk hükümlerine tabi olan bir kuruma imar planı yetkisi verilmesi ve onun için hızlandırılmış bir imar planı tasdik süreci getirilmesi, özel hukuk hükümlerine tabi herhangi bir anonim şirketi için, herhangi bir gerçek kişi için imar planı süreci tanzim etmekten daha farklı değildir.
Değerli arkadaşlar, yine Özelleştirme İdaresine verilen mevcut yasaya göre var olan imar planı yetkisinin sit alanlarında birtakım kısıtlamalardan kurtarıldığını görüyoruz. Tasarıyla yapılan düzenlemeye göre Özelleştirme İdaresi sit alanlarında sahip olduğu taşınmazların imar planlarını yaparken 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu?nun getirmiş olduğu kısıtlamalara tabi olmayacaktır. 2863 sayılı Kanun?un 17?nci maddesine göre sit alanlarında koruma amaçlı imar planı yapılır. Koruma amaçlı imar planı sözünü ettiğim maddede belirtilen uzmanlar heyeti tarafından hazırlanır. Onun orada tanımlanmış özel bir süreci var. Şimdi, Özelleştirme İdaresinin sit alanlarında, örneğin İstanbul?da sahip olduğu bir taşınmaza yönelik olarak veya birden fazla taşınmaza yönelik olarak ana kuralı değiştirip buradaki değeri arttırma gayesine yönelik olarak bir plan yetkisiyle donatılmasını kültür ve tabiat varlıkları koruma mevzuatına aykırı olmak bir yana kültür tarihimize bir saygısızlık olarak görüyorum, kültürel birikimimize bir saygısızlık olarak görüyorum.
Değerli arkadaşlar, bunlar hep kent merkezindeki arsa talebini de sağlamaya, karşılamaya yönelik düzenlemelerdir. Bir yönüyle değerin arttırılması, bu değerin bütçeye aktarılması gibi mali yanı olan bu düzenlemeler öte taraftan kent merkezindeki yapılaşma yoğunluğunun arttırılmasına yöneliktir. Yapılaşma yoğunluğunun büyük kentlerde artması, örneğin İstanbul?da artması İstanbul?da nüfusun artması demektir, İstanbul?da altyapı sorunlarının ortaya çıkması demektir, İstanbul?da trafik sorununun ortaya çıkması demektir, var olan bu sorunların daha ağırlaşması demektir değerli arkadaşlar. Bundan belki kısa dönemde mülk sahipleri yararlanacaktır. Yoğunluğu artırılmış imar planlarıyla mülk sahiplerinin değerleri kazanacaktır. Bundan kısa dönemde herkes kazanıyor gözükecektir ama biraz önce belirttiğim sorunlar, yarın 20-30 milyonluk İstanbul karşımıza çıktığında, İstanbul?da herkes kaybedecektir. O sorunlar herkesin kaybedeceği bir İstanbul yaratacaktır.
İstanbul?da kişi başına düşen yeşil alan 2 metrekaredir, Avrupa Birliği ortalamaları 14 metrekaredir. İptal edilen çevre düzeni imar planında 2 metrekarenin artırılmasına yönelik olarak bile bir çabanın olmadığını görüyoruz değerli arkadaşlar.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi alt geçitlerde, kavşaklarda icraatlarını anlatan birtakım ilanlar asıyor şu kadar su borusu döşedik, şu kadar yeşil alan yarattık diye. Ben bir şey rica ediyorum: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, aynı kavşaklara, aynı alt geçitlere kendi görev döneminde ne kadarlık alanı imara açtığını, inşaata açtığını ilan etmelidir. Böylece, İstanbullular, diğer icraatlar yanında İstanbul?daki yapılaşma yoğunluğundaki artışı da görebilmeliler. Öte taraftan, muhtemel bir İstanbul depreminin İstanbul?daki riskli semtlerde tehlike altında tuttuğu vatandaşlarımıza yönelik olarak, onların yaşadığı binaların rehabilitasyonuna, güçlendirilmesine yönelik olarak hiçbir düzenlemeyi görmüyoruz. Bu konuda atılmış bir adım görmüyoruz. Yarın muhtemel bir İstanbul depreminde enkazın altında kalacak, hayatlarını kaybedecek vatandaşlarımız, Hükûmetin, bu tasarının ilgi alanına girmiyor. Bu tasarı, merkezî yönetimin kurumlarının imar planı yetkisini artırarak, onun sınırlarını genişleterek gayrimenkullere biraz daha rant, biraz daha değer kazandırma gibi bir gayretin peşinde.
Değerli arkadaşlar, bunları doğru bulmadığımı, bunları Türk insanının, İstanbul?daki, büyük kentlerdeki insanımızın ihtiyaçlarıyla bağdaşır görmediğimi ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, TOKİ?yle ilgili düzenlemelerden bir iki tanesine daha değinmek istiyorum. TOKİ?ye yönelik çeşitli kanunlarla birtakım düzenlemeler bugüne kadar yapıldı. TOKİ teşvik edildi. Toplu konut uygulamasıyla görevli bir kurumun teşvik edilmesi son derece doğaldır. Güzel işler de yapıyor TOKİ. Ancak, verilen teşvikler hiçbir zaman rekabeti bozmamalı değerli arkadaşlar. Örnek veriyorum: 80 metrekarenin altındaki sosyal konutlar için TOKİ?ye teşvik verirken TOKİ?yle aynı standartta ev yapan özel sektöre de aynı teşviki vermek gerekir. TOKİ tapu harcı ödemezken özel sektör tapu harcı ödüyorsa burada bir eşitsizlik vardır. Bu, rekabeti, piyasayı bozar. TOKİ?yi destekleyelim, TOKİ?ye kaynak verelim değerli arkadaşlar. TOKİ?nin desteğini bu şekilde yapalım. Hükûmetin yaptığı bir uygulama vardı, yurt dışı çıkış harcı gelirini TOKİ?ye vermişti. Ama bakın, 2007 yılında da bu düzenlemede hükûmet bir değişiklik yaptı, TOKİ?nin yurt dışı çıkış harcı gelirleri baş aşağı gitti. 2006 yılında 102 milyon YTL, TOKİ yurt dışı çıkış harcı geliri elde ederken, 1 Nisan 2007?de yapılan değişiklikle bu harç 2007 yılında yarı yarıya azaldı, 58 milyon YTL?ye düştü. 2008 yılının ilk altı aylık toplamı 23 milyon YTL?dir. 2008 yılının yıllık toplamı, 2006 yılının yarısına ancak denk gelecektir.
Önerim şudur: İddianız o zaman ?15 YTL?ye indiriyoruz yurt dışı çıkış harcını 70 YTL?den, istisnaları kaldırıyoruz, aynı geliri sağlayacağız.? demiştiniz. Aynı gelir tutmadı. Yani uygulayacaksanız bunu, bence doğru dürüst uygulayın; uygulamayacaksanız gelin bundan vazgeçelim, 15 YTL?lik yurt dışı çıkış harcı uygulamasıyla vatandaşları sınır kapılarında uğraştırmayalım.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) ? Bekleme yok ama.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Gelin, bunu kaldıralım değerli arkadaşlar. Gelin, bunu kaldıralım. 1980 öncesinde bu denendi, dış seyahat harcamaları vergisi olarak, 80 sonrasında toplu konut fonu vardı, yurt dışı çıkışında alınan. Bunların başarısızlığı görüldü, bunlardan o zamanki hükûmetler vazgeçti. Tekrar getirdiniz. Bakın, kötüye kullanım var, iyi çalışmıyor sistem. Gelin, bunu kaldıralım. Eğer ?uygulayacağız? diyorsanız da TOKİ?ye doğru dürüst kaynak sağlayalım bununla.
Değerli arkadaşlar, tasarının özürlü vatandaşlarımızla ilgili çok önemli bir düzenlemesi var. 2005 yılında Millî Eğitim Bakanlığı Teşkilat Kanunu?nda değişiklik öngören bir kanun ile özürlü bireylerimizin eğitimlerine veya rehabilitasyon hizmeti ihtiyacına yönelik bir düzenleme yapıldı, Millî Eğitim Bakanlığına bu görev verildi. Güzel bir düzenlemeydi. Bu çerçevede uygulama yürüyor.
Türkiye?de özürlü vatandaşlarımızın sayısına ilişkin sıhhatli bir bilgi yok ancak bulabildiğim bilgileri sizle paylaşmak istiyorum: Türkiye İstatistik Kurumunun 2000 yılında yapmış olduğu bir istatistiğe göre nüfusumuzun yüzde 12,3?ü yani 8,6 milyonu özürlü. Bunu biraz daha belli gruplara indirgersek, ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ve zihinsel özürlü vatandaşlarımızdan -nüfusun yüzde 2,58?i yani- 1 milyon 800 bini bu gruba giriyor. Yetkililere sordum: Sizdeki rakam nedir? Bana 1 milyon gibi bir rakam telaffuz edildi. Belki o da doğru olabilir. Çünkü bu rakam eski bir rakam, eski nüfus sayımıyla bu rakam belirlenmiş.
Şimdi, bunu 1 milyon olarak kabul etsek bile bu nüfusun şu anda 194 bini bu eğitimi alıyor, özel eğitim ve rehabilitasyon kurumlarının verdiği eğitimi 194 bin kişi alıyor. 4 bini bunların eğitim alıyor, 190 bini de rehabilitasyon merkezlerinde o belirlenen program çerçevesinde o hizmeti alıyor. Güzel bir uygulama. Şu an devlete olan aylık maliyeti 70 milyon YTL düzeyinde. Ancak bu nüfusun, özürlü bireylerimizin toplam sayısı dikkate alındığında bu rakamın yükseleceği anlaşılıyor. Öyle anlaşılıyor ki yükselen rakam Hükûmeti bu konuda bu harcamaları kısma yönünde veya belli kurallara bağlama yönünde bir düzenlemeye sevk etti.
Değerli arkadaşlar, şimdi konuyu münhasıran özürlü bireylerimizin eğitim süreleriyle ilgili olarak almamak gerekir. Tasarı bu konuda eğitim süreleriyle sınırlı olarak gerekli olan harcamaların Millî Eğitim Bakanlığınca karşılanacağını öngörüyor. Bu eğitim süreleri Bakanlık tarafından belirlenecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN ? Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Öncelikle bu yetkinin objektif kullanılmasını gerektiren birtakım kurumsal düzenlemeler maddede yoktur. Madde bu yönüyle özürlü bireylerimizi son derece endişeye sevk etmiştir. Onları rahatlatacak, onları endişeden kurtaracak bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca, özürlü bireylerimizin münhasıran eğitimi olarak da almamak gerekir konuyu. Eğitim sürelerinin sonucunda bu bireylerimizin iş becerileri kazanması, birtakım sosyal ortamlar içerisinde olabilmesi, yaşama ilişkin birtakım becerilerin kazanması da önemlidir. Bunları eğitim programlarıyla sınırlı olarak almamak gerekir. Eğitim programlarının bitiminde bile bu hizmetlere, bu vatandaşlarımız ihtiyaç duyabilir. Buna ilişkin ve diğer konulara ilişkin maddelerde önergelerimiz vardır, önergeler üzerinde arkadaşlarımız gerekli açıklamayı yapacaktır. Ben sözlerimi burada bitiriyorum, bitirirken hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN ? Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.
Gruplar adına ikinci söz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay?a ait.
Buyurun Sayın Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

 

Viagra çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm almak zaten karar verin. Biz kulüp geldi ve sevdim aldım. hemen şimdi kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen birkaç dakika beklemek zorunda.