Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 1. Bölümü Üzerinde

DÖNEM: 23 CİLT: 22 YASAMA YILI: 2
 
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
  113?üncü Birleşim

4 Haziran 2008 Çarşamba

3.-  X Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/514) (S. Sayısı: 220) 
????..
??????..
BAŞKAN ? Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 113?üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.
220 sıra sayılı Kanun Tasarısı?nın görüşmelerine devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet burada.
Şimdi birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.
Birinci bölüm 1 ila 13?üncü maddeleri kapsamaktadır.
Birinci bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi söz istemiştir.
Sayın Hamzaçebi, buyurun efendim.
CHP GRUBU ADINA M. AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının birinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Sözlerime başlarken hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce bugün Şanlıurfa?da meydana gelen müessif bir kazada hayatını kaybeden Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları Genel Sekreter Yardımcısı değerli arkadaşımız Ersin Çıldır?a Allah?tan rahmet diliyorum, kendisinin yakınlarına, sevenlerine ve tüm partili arkadaşlarımıza sabır diliyorum.
Değerli arkadaşlar, Tasarının birinci bölümü, yurt dışı çıkış tahdidi, sporculara yapılan ücretlerin vergilendirilmesi gibi birtakım temel konularda düzenlemeler içermektedir. Yurt dışı çıkış tahdidine yönelik olarak tasarının tümü üzerinde görüşlerimizi ifade ederken bu tahdit kapsamını olabildiğince değerlendirmeye çalışmıştım. Bu kapsamda yine birkaç hususu sizlerin dikkatine, bilgilerine sunmak istiyorum.
Anayasa?mızın 23?üncü maddesine göre: ?Herkes, yerleşme ve seyahat özgürlüğüne sahiptir.? Aynı maddeye göre: ?Vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğü, ceza  kovuşturması veya soruşturması nedeniyle ya da vatandaşlık ödevi nedeniyle sınırlanabilir.? Temel hak ve hürriyetlerden seyahat özgürlüğünün nasıl sınırlanacağını, hangi hallerde sınırlanacağını Anayasa?mızın 23?üncü maddesi çok açık bir şekilde ortaya koymuştur: ?Vatandaşlık ödevi nedeniyle sınırlanabilir.?
Yine Anayasa?mızın 73?üncü maddesine göre vergi ödevi vatandaşlık ödevlerinden bir tanesidir. Ancak 73?üncü maddeye baktığımızda vergi, sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına değil, vatandaş olmayanları da ilgilendiren bir yükümlülüktür. Anayasa?nın 73?üncü maddesi: ?Herkes, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür." demek suretiyle Türkiye?de gelir elde eden herkesin vergi yükümlüsü olmasını öngörmüştür. Oysa temel hak ve hürriyetlerden seyahat özgürlüğünün hangi hallerde sınırlanacağını öngören 23?üncü madde ise, vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğünün vatandaşlık ödevi nedeniyle sınırlanabileceğini öngörmektedir. Yani, 23?üncü maddedeki hükmü dikkate alırsak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan vergi mükelleflerinin seyahat özgürlüğünün kısıtlanamayacağı gibi bir yorumu yapmak mümkündür. Tabii ben tasarıdaki yurt dışı çıkış tahdidine ilişkin düzenlemenin Anayasa?nın 23?üncü maddesine aykırı olduğu şeklinde bir görüş sahibi değilim. Bu düzenleme, Anayasa Mahkemesinin 2007 Aralık ayında ortaya koymuş olduğu gerekçelere olabildiğince uyum sağlamış bir düzenlemedir. Ancak burada ortaya çıkan durum şudur: Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçelerini ortaya koyarken değerlendirdiği hususlar, uluslararası hukukla tamamen uyumlu değildir. Vatandaş olmayan bir kişinin, Türkiye?de mükellef olduğu hâlde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan bir kişinin kendi ülkesine dönme özgürlüğü bu yasakla ortadan kaldırılmaktadır. Tabii ki yabancılar için böyle bir serbestliği getirelim şekilde bir düşünceyi kesinlikle ifade etmiyorum. Kanunlar karşısında herkes eşittir, Türk vatandaşı olsun yabancı vatandaş olsun herkes eşittir. Herkese eşit kuralların, aynı kuralların uygulanması gerekir. Ancak ortaya çıkan durum şudur ki, bizim yurt dışı çıkış tahdidi uygulaması, uluslararası hukuk kuralları yani İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararları dikkate alınmak suretiyle yeniden yorumlanmak, yeniden tartışılmak durumundadır. Bunu bilgi olarak Genel Kurulun dikkatine sunuyorum.
Tasarının birinci bölümünde yer alan düzenlemelerden bir tanesi, sporcuların ücretlerinin vergilendirilmesine yöneliktir. Sporculara yapılan ücret ödemeleri, 2003 ila 2007 yılları arasında sabit oranlı bir tarifeyle vergilendirilmiştir. Bu oran yüzde 15?tir. Sporcu ücreti hangi düzeyde olursa olsun, transfer ücreti hangi düzeyde olursa olsun vergilendirme oranı, gelir vergisi oranı yüzde 15?tir. Tabii ki bu oranı vergi adaleti çerçevesinde tartışmak mümkündür. Ancak içinde yaşadığımız gerçek, sporun bize gösterdiği gerçekler, 2003 yılından 2007 yılına kadar süregelen bu uygulamanın gelecekte de bundan sonra da devamı gerektiği konusunda bize birtakım işaretler vermiştir. Yani ülke gerçeklerinde sporu gerçekten geliştirmek istiyorsak, böyle tek oranlı bir vergi tarifesine de ihtiyaç duyabiliriz. Esasen, Anayasa?mıza göre devlet, sporu da geliştirmek zorundadır. Yine Anayasa?mıza göre devlet başarılı sporcuyu desteklemek zorundadır. Anayasa?nın vermiş olduğu görev budur.
Ancak sporculara yönelik ücret düzenlemesi yapılırken, bana göre kendi içinde tutarlı olmayan bir düzenlemeyi yapıyoruz. ?Lig usulüne tabi olan ve olmayan sporcular? olarak bir ayrım yapıyoruz. Lig usulüne tabi olan sporcuların ücretlerini yüzde 5 ila 15 arasında değişen bir tarifede vergiliyoruz. Lig usulüne tabi olmayan sporcuların ücretleriyle, millî takım oyuncularına yapılan ücret ödemelerini de yüzde 5 oranında bir tarifeye tabi tutuyoruz.
Değerli arkadaşlar, bunun doğru olmadığını söylemek istiyorum. Bir kere sporcu ücretlerini desteklemeliyiz, korumalıyız. Bunda farklı bir düşüncem yok. Ancak kendi içinde tutarlı, Anayasa?ya daha uygun bir düzenleme yapabilirdik. Ne yapabilirdik? Örnek veriyorum: Millî takım oyuncularına yapılacak ücret ödemelerini gelir vergisinden istisna etmek, bunları yüzde 5 oranında gelir vergisine tabi tutmaktan daha doğrudur. ?Devlet başarılı sporcuyu korur.? şeklindeki Anayasa hükmünü de dikkate aldığımızda, bunun aracının vergi politikası aracı olabileceğini de düşünürsek, bu ödemeleri istisna etmek daha doğrudur. Sporcunun konumuna göre, ligdeki durumuna göre ayrı bir tarife yapmak doğru değildir. Bunun sonucunda birinci sınıf tüccarlarla ikinci sınıf tüccarlar arasında da farklı bir vergi tarifesi uygulanması gibi bir talep gündeme gelebilir veya farklı meslek gruplarının farklı vergi oranları uygulanması yönünde talepleri olabilir.
Yine lig usulüne tabi olan spor dallarında yer alan, oynayan sporcularımıza yapılan ücret ödemelerinin yüzde 5 ila 15 arasında değişen bir tarifeyle vergilendirilmesi yerine vergi ödeme gücü olmayan bir üçüncü lig sporcularına yapılan ücret ödemelerini tamamen vergiden istisna edebiliriz. Bu, bu ödemeleri yüzde 5 oranında gelir vergisine tabi tutmaktan daha doğrudur. Hatta üçüncü lig oyuncularının yanına ikinci lig futbolcularını, sporcularını da dâhil edebiliriz. Yani amaç adaleti sağlamaksa, Anayasa?nın öngördüğü birtakım temel kurallardan ayrılmak, sapmak yerine yine bu kurallara uyarak, ödeme gücünü gözeterek düzenlemeler yapabiliriz. Vergide daima ödeme gücüne bakılır, ödeme gücüne göre bir farklılaştırma yapılır; bir de teşvik amacıyla birtakım düzenlemeler yapılabiliriz.
Gelir Vergisi Kanunu?nda birtakım ödemeler, ücret ödemeleri veya başka adlarla yapılan birçok ödemeler gelir vergisinden istisna edilmiştir, teşvik amacıyla veya sosyal amaçlarla. Aynı teşvik kurumunu sporculara yapılan ücret ödemelerine getirebiliriz; millî takım sporcularına, üçüncü lig oyuncularına hatta gerekirse ikinci ligi bunun yanına katabiliriz. Bunları tamamen vergiden istisna etmek, bunları kademeli bir vergi tarifesiyle vergilendirmekten daha doğrudur. Geriye kalanları da sadece yüzde 15 oranında bir sabit gelir vergisi oranıyla vergilemek de mümkündür.
Değerli arkadaşlar, bu tasarı vesilesiyle yine sizlerin dikkatine sunmak istediğim bir konu var. Bu tasarı özel tüketim vergisinde de, Özel Tüketim Vergisi Kanunu?nda da bir değişiklik yapmayı öngörmektedir. Özel tüketim vergisinde özürlü vatandaşlarımızın karşılaştığı bir sorun vardır. Özürlü vatandaşlarımız beş yılda bir defa olmak üzere bir otomobili özel tüketim vergisinden muaf olarak satın alma hakkına sahiptirler. Ancak, Özel Tüketim Vergisi Kanunu?na göre ÖTV ödenmeksizin özürlüler tarafından satın alınan otomobil beş yıl geçtikten sonra dahi satılıyor olsa, o zaman satıldığı tarihteki özel tüketim vergisi tutarı satın alan kişiden tahsil edilmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN ? Devam edebilirsiniz efendim.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Yani, Özel Tüketim Vergisi Kanunu?nun yürürlükteki hükmü, özürlüler açısından bir vergi istisnası değil, bir vergi ertelemesi hükmü getirmiştir. Bunu düzelterek, bunu tamamen istisna edebiliriz. Yani özürlü vatandaşlarımız beş yıllık süreden sonra da bu otomobili ellerinden çıkarırlarsa, çıkardığı tarihte herhangi bir şekilde alan veya satan tarafından ÖTV ödenmeksiniz otomobil alan kişi adına tescil edilebilir. Bu yönde bir değişikliği tasarıya dâhil etmekte ben yarar görüyorum.
Değerli arkadaşlar, sözlerimi burada bitiriyorum, bitirirken hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN ? Teşekkürler Sayın Hamzaçebi.

Viagra çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm seçip zaten karar verin. Biz alışveriş merkezi geldi ve sevdim aldım. hemen şimdi kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen birkaç dakika beklemek zorunda.