DÖNEM: 23 CİLT: 22 YASAMA YILI: 2 4 Haziran 2008 Çarşamba Viagra çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm bulmak zaten karar verin. Biz kulüp geldi ve sevdim aldım. hemen şimdi kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen üç gün beklemek zorunda.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
113?üncü Birleşim
??????.
3.- X Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı Tezkereleri (1/514) (S. Sayısı: 220)
BAŞKAN ? ???.
BAŞKAN ? Teşekkürler Sayın Elitaş.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi.
Buyurun Sayın Akif Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere söz aldım. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tasarı, temel yasa usulüne tabi kılınarak görüşülecektir. Danışma Kurulunun aldığı karara göre böyle bir görüşme usulü benimsenmiştir. Ancak tasarının özelliklerine baktığımızda, gerçekte temel yasa kabulünü gerektiren bir neden, bir düzenleme olduğunu görmüyorum. İç Tüzük?ün temel yasa ile ilgili tanımlarına bakarsak, o tanımlarla bu yasa tasarısını karşılaştırırsak burada temel yasa olarak görüşülmesini gerektiren herhangi bir düzenleme olmadığı kanaatindeyim.
İç Tüzük?ün temel yasa tanımı şöyledir: Bir hukuk dalını sistematik olarak bütünüyle değiştiren bir tasarı temel yasa olarak görüşülebilir veya özel hayatın çok önemli bir bölümünü düzenleyen tasarılar özel yasa olarak görüşülebilir ya da kendi alanındaki özel kanunlarda çok önemli değişiklikler yapan tasarılar yine özel yasa olarak görüşülebilir. Gerçekte, bu tasarıda saydığım bu unsurların herhangi birisi bulunmamaktadır.
Yine Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının tasarının görüşülmesine, daha doğrusu Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından oluşturulan son metnine yönelik olarak ortaya koymuş olduğu ve milletvekillerine dağıtılan sıra sayısında yer alan görüşlere de katılmadığımı ifade etmek isterim. Başkanlığın görüşüne göre, tasarıyla ilgisi olmayan birçok madde komisyon görüşmeleri sırasında tasarıya ilave edilmiştir. Gerçekte, iyi incelendiğinde, komisyon görüşmeleri sırasında tasarıya ilave edilen maddelerin tasarının bütünlüğüyle ilgili düzenlemeler olduğu anlaşılacaktır. Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Sayın Başkanlığının, bu tasarının görüşülmesine yönelik olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunun tutumunu eleştiren yaklaşımını diğer yasa tasarılarında görmediğimi ifade etmek isterim. Plan ve Bütçe Komisyonunun görev alanına giren birçok yasa tasarısı, Başkanlık tarafından, Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilmeksizin, diğer komisyonlarda görüşülmek suretiyle, Genel Kurula getirilmiştir. ARGE Yasası bunlardan birisidir, istihdam paketi bunlardan birisidir. Bu yasa tasarısının Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesine gösterdiği hassasiyeti Meclis Başkanlığının, diğer yasa tasarılarının komisyonlara havalesi sırasında da göstermesini ben diliyorum.
Değerli arkadaşlar, tasarı toplam 39 maddeden oluşan bir tasarıdır. Bu değişikliklerin 13 tanesi vergi kanunlarıyla ilgilidir. Bu 13 tane vergi kanunuyla ilgili değişikliğin 2 tanesi de vergiyle ilgili usul kanunlarındadır. 6 tanesi de başka kanunların vergiyle ilgili hükümlerindedir. Sadece belki bunların içerisinde bir tanesi vergiyle ilgili olmayan bir düzenlemeyi kapsamaktadır.
Düzenlemeleri bir grup hâlinde ortaya koyarsak, birinci grubu Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun?da yapılan değişiklikler oluşturmaktadır. Bu değişiklikleri de kendi içinde iki grupta toplayabiliriz. Birincisi, amme alacaklarının idare tarafından daha etkin bir şekilde tahsiline yönelik olarak yapılmış olan düzenlemeler oluşturmaktadır. İkinci grubu ise tecil ve taksitlendirme şartlarında yapılan iyileştirmeler oluşturmaktadır. Birinci ana gruptan sonra ikinci grup değişiklikleri, spor kulüplerinin vergi borçlarının yeniden yapılandırılması ve sporculara yapılan ücret ödemelerinin vergilendirilmesine ilişkin düzenlemeler oluşturmaktadır. Bir üçüncü grubu Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi Kanunu gibi dolaylı vergi kanunlarında yapılan değişiklikler oluşturmaktadır. Çeşitli vergi kanunlarının uygulanmasına yönelik olarak uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin çözümü, daha doğrusu bu tereddütlere uygulanacak olan yasa kurallarının daha açık bir şekilde ortaya konulması oluşturmaktadır. Bunun dışında bir diğer grup da ?çeşitli değişiklikler? olarak isimlendirebileceğimiz değişikliklerdir.
Değerli arkadaşlar, 6183 sayılı Kanun?da yapılan değişiklikleri iki gruba ayırmıştım. Bunlardan birinci grubu, amme alacaklarının idare tarafından daha etkin bir şekilde tahsilini sağlamaya yönelik değişiklikler oluşturmaktadır. Bu çerçevede, anonim ve limitet şirketlerin kanuni temsilcilerinin sorumluluklarının kapsamı genişletilmektedir. Dolayısıyla, bu şirketlerin kanuni temsilcisi durumunda olan müdürleri, yönetim kurulu üyeleri veya murahhas azalarının bu yasa tasarısının yasalaşmasından sonra daha dikkatli olmaları gerekmektedir.
Nedir örneğin bu kapsamda dikkatli olunmayı gerektiren düzenleme, buna bir örnek vermek istiyorum: Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilcinin farklı kişiler olması hâlinde, bu farklı kişiler amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu olacaklardır. Örnek vermek istersek, 2007 yılına ilişkin bir Kurumlar Vergisi?nin taksitlerinin 2008 yılında zamanında ödenmemesi hâlinde, 2007 yılında o şirketin kanuni temsilcileriyle birlikte, eğer varsa 2008 yılında bu kanuni temsilcilerde bir değişiklik, her iki kanuni temsilci grubu da bundan sorumlu olacaktır.
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Kanunu?ndaki ikinci grup değişiklik, tecil şartlarının iyileştirilmesine yönelik düzenlemelerdir. Bunu olumlu bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Daha önce toplam yirmi dört ayla sınırlandırılmış olan amme alacaklarının en fazla tecil edilebileceği süre toplam otuz altı aya çıkarılmıştır. Her ne kadar vergi dışındaki amme alacaklarında beş yıllık bir tecil süresi var ise de, gerçekte fiilen uygulama alanı pek olmayan bir düzenlemeydi. Dolayısıyla, iki yıllık ve beş yıllık süreleri otuz altı ayda buluşturarak, bütün kamu alacakları için otuz altı aylık bir tecil süresinin getirilmiş olmasını olumlu buluyorum ancak bu tasarının geçici maddelerinden birisinde, bu tasarının yasalaşması hâlinde, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan amme alacakları, tecil edilmiş olan amme alacaklarına otuz altı aylık sürenin uygulanmayacağı yönündeki hükmü doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum. Sanıyorum, Maliye Bakanlığı da burada bir değişiklik ihtiyacını duyuyor. Bu konuda bizim de önergemiz vardır. Madde geldiğinde zaten gerekli görüşmeleri burada yapacağız.
Amme alacaklarının, vadesinde ödenmemiş olması nedeniyle idare tarafından 6183 sayılı Kanun?a göre takip edilecek olan amme alacaklarının takibinde idareyi etkin kılmaya yönelik olarak yapılan bir ikinci önemli değişiklik de ?Yurt dışı çıkış tahdidi? kavramının, müessesesinin 6183 sayılı Kanun?a dâhil edilmesidir. Bugüne kadar bu konudaki düzenleme 1950?li yıllarda çıkmış olan 5682 sayılı Pasaport Kanunu?nun vergiden borçlu olduğu ilgili makamlara bildirilenlere pasaport verilmez şeklindeki hükmüne dayanmaktaydı. Ancak bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından geçtiğimiz yılın Aralık ayında iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararının altı ay sonra yürürlüğe girmesini öngörmüştür, altı aylık süre 8 Haziran 2008 tarihinde yani önümüzdeki hafta sona ermektedir. Dolayısıyla o tarihe kadar eğer bu tasarı, bu müessese yasalaşmış olursa 5682 sayılı Yasa?ya dayalı olan ?Yurt dışı çıkış yasağı? olarak isimlendirilen uygulama sona erecek ve bundan sonra 8 Haziran tarihinden itibaren veya bu yasanın yürürlük tarihinden itibaren ?Yurt dışı çıkış tahdidi? olarak isimlendirilen yeni müessese yürürlüğe girecektir.
Bu müessese üzerinde çok kısaca durmak istiyorum. Anayasa Mahkemesi iptal kararına baktığımızda, Pasaport Kanunu?nun ilgili hükmünün yeteri kadar açık olmadığı, Yasa?da yer alması gereken birtakım sınırlamaların Yasa?da yer almadığı, Yasa?da yer almayan bu sınırlamaların idare tarafından yani Maliye Bakanlığına bağlı vergi daireleri tarafından getirildiği veya kullanıldığı görülmüştür diyerek bunu düzenlemenin yasal olmaması gerekçesiyle ve aynı zamanda Anayasa?nın 13?üncü maddesinde ifade edilen ?Ölçülülük? ilkesine uygun olmaması gerekçeleriyle iptal etmiştir. Kural açık değil, uygulama Maliye Bakanlığının tebliğleriyle yürütülüyor, o nedenle bu düzenlemeyi Anayasa?ya uygun bir şekilde bütün sınırlamalarıyla birlikte Yasa?da yapmak gerekiyor. Tasarıda buna yönelik olarak yapılan düzenleme bu ihtiyaçtan doğmuştur.
Sınırlamanın yasal olup olmadığı çerçevesinde tasarının ilgili hükmünü değerlendirirsek sınırlamanın yasal olduğunu görüyoruz. Sınırlamanın meşru bir amaca dayanıp dayanmadığı çerçevesinde bir değerlendirme yaparsak yine sınırlamanın meşru bir amaca dayalı olduğunu görürüz çünkü zamanında ödenmeyen bir vergi borcu -ki, vergi borcu Anayasa?nın 73?üncü maddesine göre bir vatandaşlık ödevidir- bu borcun zamanında yerine getirilmemesi hâlinde kamu hizmetlerinin aksaması söz konusu olabileceği gibi, vergi borcu olmayan diğer mükelleflerin, diğer vatandaşların da kamu hizmetlerinden yararlanması engellenebilecektir. Dolayısıyla başkalarının hak ve özgürlüklerini de engelleyebilecek böyle bir düzenlemeye, böyle bir olanağa, idarenin, yasama organının müsaade etmemesi gerekir. Bu nedenle, yurt dışı çıkış tahdidi böyle bir gerekçeye dayalı olarak getirilebilir. Anayasa Mahkemesinin yorumuna dayalı olarak, kararında ortaya koyduğu görüşlere dayalı olarak ben de onu biraz daha açarak size yorumluyorum.
Sınırlamanın ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığı çerçevesinde bu müesseseyi değerlendirirsek yine ölçülülük ilkesi açısından tasarının yapmış olduğu düzenlemenin Pasaport Kanunu?ndaki düzenlemeye kıyasla daha iyi tarif edildiği, daha iyi olduğunu görüyoruz. Ancak yine de burada ölçülülük ilkesi açısından bazı düzeltmelerin gerekli olduğunu düşünüyorum. Ölçülülük ilkesi, kamu hizmetlerinin, daha doğrusu ölçülülük ilkesi temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasında sınırlamaya yönelik olarak kullanılan araç ile bu sınırlama sonucu ulaşılmak istenen amaç arasında bir denge olması demektir. Bu denge yok ise ölçülülük ilkesine uygun değildir o düzenleme, eğer o denge varsa ölçülülük ilkesine uygundur.
Tasarının yurt dışı çıkış tahdidine yönelik düzenlemesi önemli ölçüde ölçülülük ilkesine uygun gözüküyor. Ancak yine Anayasa Mahkemesini ve konuya ilişkin İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin kararlarını dikkate aldığımızda yurt dışı çıkış tahdidin sürekli olarak uygulanan bir yasağa, hürriyeti kısıtlayıcı bir müeyyideye dönüşmemesi gerekir. Eğer öyle olursa, hem ölçülülük ilkesine uygun olmaz hem temel hak ve hürriyetlere uygun olmaz. O nedenle süresiz, ömür boyu, sınırsız uygulanabilecek bir yasak olmamalıdır. O açıdan baktığımızda, vergi borcunu ödeme açısından hiçbir şekilde ödeme gücü olmayan mükelleflere bu yasağın uygulanmaması gerekir. Bu konuda bir önergemiz olacak. Sanıyorum Maliye Bakanlığı da bu konuda farklı düşünmüyor. Böyle önergeler geldiğinde yine bu konuyu görüşeceğiz. Belki bu noktada vergi inceleme elemanlarınca yapılacak inceleme sonucunda, yurt dışı çıkış tahdidi uygulamasının vergi borcunun tahsil edilmesine yönelik olarak bir yarar getirmeyeceği ortaya konulduğu takdirde, böyle bir hâlde de bu tahdidin kaldırılması yönüne de gidilebilir. Bunu da düşünmekte yarar var.
Değerli arkadaşlar, tasarının bir diğer düzenlemesi, özel tüketim vergisine yönelik olarak yapılan düzenlemedir. İstanbul 2010 Kültür Başkenti Projesi çerçevesinde akaryakıt ürünlerinin özel tüketim vergisinde sembolik de olsa artış öngören düzenleme, özel tüketim vergisi kapsamında yapılan önemli bir düzenlemedir. Rakam sembolik olabilir ancak bunun vermiş olduğu mesaj son derece önemlidir.
Bu düzenlemenin vermiş olduğu mesaj şudur: Hükûmet, AKP Hükûmetleri, 2002 yılından bu yana kamu finansmanında önemli ölçüde dolaylı vergileri artırma yoluna gitmişlerdir. Dolaylı vergilerin önemli ölçüde artırılması yoluna gidilmesi bizim vergi sisteminin adaletini bozmuştur ya da başka bir ifadeyle, vergi sisteminin zaten adil olmayan yapısını daha adaletsiz bir hâle dönüştürmüştür.
Size örnek vermek istiyorum, rakamlarla durumu göstermek istiyorum: Özel tüketim vergisinin 2002 yılı sonu itibarıyla gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 3,6?dır. Bu rakam 2007 sonu itibarıyla yüzde 4,6?ya gelmiştir. Yani gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1?i düzeyinde bu vergi yükünde bir artış olmuştur.
Değerli arkadaşlar, 1 puanın YTL karşılığı cinsinden ifadesi 8,5 milyar YTL?dir. Demek ki 2002 yılından bu yana Hükûmet, özel tüketim vergisinde yaptığı artışlarla 8,5 milyar YTL?lik millî gelire oran olarak bir ilave yükü getirmiştir. Bu, son derece ciddi bir problemdir. Bunu dünyadaki petrol fiyatlarının atışlarıyla izah etmek mümkün değildir. Bakın, benzin ve motorin fiyatlarını şimdi vereceğim ben size, dünyada ve Türkiye?de nedir, örnek vereceğim size: Motorin fiyatından örnek verirsem, motorin fiyatı Aralık 2002?den Haziran 2008?e Türkiye?de yüzde 154 oranında artmıştır, yüzde 154 oranında. Bunu petrol fiyatı artışlarıyla izah etmek mümkün değildir. Bunun içerisinde biraz önce sözünü ettiğim özel tüketim vergisi artışları çok ciddi rol oynamaktadır. Avrupa Birliğinin beş seçilmiş ülkesine ilişkin bir hesap yaptım. Bakın, bu ülkeler, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, İngiltere. Bu ülkelerde anılan tarihler arasında motorindeki özel tüketim vergisi artışı yüzde 117 düzeyinde, daha doğrusu motorin fiyatı artışı yüzde 117 düzeyinde. Bizde yüzde 154 düzeyinde bir artış var motorin fiyatında, mazot fiyatında, Avrupa Birliğinin en ileri ülkeleri diyebileceğimiz ülkelerindeki artış yüzde 117 düzeyinde değerli arkadaşlar. Benzindeki tablo farklı değildir değerli arkadaşlar.
Bu neye yol açıyor değerli arkadaşlar? Bu vergi sisteminin yapısını bozuyor. Vergi sisteminde kısa vadeli gelir kaygılarıyla dolaylı vergilere başvurulması vergi sisteminin yapısını olağanüstü ölçüde bozuyor. Ama bunun yanında yarattığı çok önemli bir sakınca daha var. Akaryakıt piyasasında kayıt dışını körüklüyor. Sizlere rakam vermek istiyorum: Türkiye?de toplam araç sayısı 1994 yılında 5,6 milyondur değerli arkadaşlar, otomobil, kamyon, kamyonet, otobüs hepsi dâhil 5,6 milyondur. Bu rakamın 2007 sonu itibarıyla miktarı 13 milyondur. Yüzde 132 oranında artış var. Bunun içerisinde sadece otomobillere baktığımızda, 1994 yılında otomobil sayısı 2,8 milyon, 2007 sonunda 6,4 milyon, yüzde 126 oranında otomobil sayısında artış var.
1994-2007 arasında benzin tüketimine baktığımızda, 1994 yılı benzin tüketiminin 3,5 milyon ton olduğunu görüyoruz. 2007 yılı benzin tüketimi 1 milyon ton azalışla 2,5 milyon tondur değerli arkadaşlar.
Otomobil sayısındaki artış yüzde 126. Benzin tüketiminde 1994-2007 arası 1 milyon düşüş var. Benzin tüketiminde artış değil, yüzde 28,5 oranında azalış var.
Denilebilir ki otogaz girdi sisteme. Benzin artı otogaz tüketimini veriyorum size: 1994 yılında 4,2 milyon ton, 2007 yılında 4,5 milyon ton. Yani yüzde 7,8 oranında bir artış var on üç yılda. 1994-2006 arası 4,2?den 4,1 milyon tona düşmüş. 2007?de otogazda 500 bin tonluk artış var. Bunu da mutlaka Gelir İdaresi Başkanlığımız takip ediyordur.
Denilecektir ki motorin devreye girdi, efendim araçlar dizelli artık, o nedenle benzin tüketimi azalıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN ? Buyurun Sayın Hamzaçebi.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Ona yönelik bir hesap da yaptım. Dizel otomobilleri hariç tutarak 1994-2007 otomobil sayısını kıyasladığımda, 1994-2007 arası benzinli otomobil sayısındaki artış yüzde 101. Evet, benzinli otomobilde 2 kata ulaşan bir rakam söz konusu ama benzin ve otogaz tüketiminde, artı motorin? Motorini hariç tutuyorum. Motorini zamanım yetmediği için ayrıca değerlendirmek gerekiyor, orada düşüş var.
Değerli arkadaşlar, bu aslında bir alarm demektir. Kayıt dışı ekonominin ulaştığı boyutu göstermek açısından, bu rakamlar alarm veriyor. O nedenle, özel tüketim vergisi artışlarına, dolaylı vergi artışlarına gitmeyi bir kenara bırakalım, bunun yerine kayıt dışını kayda alacak, bu sistemi herkesi kavrayacak şekilde, bütün kazancı kavrayacak şekilde daha iyi bir hâle getirelim. Yapılacak olan düzenlemeler gerçekte bunlardır.
Sözlerimi burada bitiriyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN ? Teşekkürler Sayın Hamzaçebi.
??????..

