Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının Tümü Üzerinde

DÖNEM: 23 CİLT: 19 YASAMA YILI: 2
 
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
98?inci Birleşim
 
1 Mayıs 2008 Perşembe

????????..
3.- Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporları(1/551) (S. Sayısı:217) (x)
BAŞKAN ? Komisyon? Burada.
Hükûmet? Burada.
Komisyon raporu 217 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde Başkanlığımıza intikal eden söz talebi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Sayın Mehmet Akif Hamzaçebi?ye aittir.
Sayın Hamzaçebi, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA M. AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Sözlerime başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 8?inci maddesinin ormanların turizm yatırımı gerçekleştirilmek amacıyla yatırımcılara tahsisini düzenleyen hükümleri Anayasa Mahkemesinin 7 Mayıs 2007 tarihinde aldığı bir karar sonucunda iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı 24/11/2007 tarihli Resmî Gazete?de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve Mahkeme Hükûmete, hükümlerin iptal edilmiş olması nedeniyle bir boşluk yaşanmaması açısından yeniden düzenleme yapılması amacıyla bir yıllık süre vermiştir. Yani kararın yürürlüğü, kararın Resmî Gazete?de yayımından bir yıl sonra olacaktır. Hükûmetin hazırlayıp getirmiş olduğu ve şimdi görüşmelerine başladığımız tasarı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararında ortaya koyduğu gerekçeleri karşılama iddiasıyla ve iptal kararının yaratacağı boşluğu doldurma gerekçesiyle hazırlanmıştır. Bu nedenle, tasarıyı değerlendirirken, tasarının Anayasa Mahkemesinin ortaya koyduğu iptal gerekçelerini gerçekten karşılayıp karşılamadığının ciddi bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
Değerli arkadaşlar, turizm hiç şüphesiz önemli bir sektördür. Ülkemize yıllık katkısı 20 milyar dolara yakındır. Geçen yılki katkı 18,5 milyar dolar düzeyindedir ve Türkiye, gerekli yatırımları yapması ve teşvikleri vermesi hâlinde çok kısa bir sürede bu  20 milyar doların çok çok üzerine çıkabilecek bir potansiyele sahiptir.
Turizm sektörü, düşük maliyetle istihdam sağlayan, düşük maliyetle döviz girdisi sağlayan önemli bir sektördür. Nitelikli iş gücü talep etmesi nedeniyle istihdama bir başka yönden de olumlu katkısı vardır. Bu nedenle, ekonomiye katkısı son derece önemlidir. Ayrıca, dünya barışına sağladığı katkı nedeniyle de siyasi açıdan son derece önemli bir sektördür. Bu olumlu özelliklerine karşın turizm sektörünün yatırımcılar açısından cazibesini azaltan birtakım faktörler vardır. Turizm sektörü, yatırımcı açısından, yatırımın geri dönüşünün çok uzun zaman aldığı bir sektördür, yani sermaye-hasıla oranı son derece yüksek bir sektördür.
Yine, turizm sektörü, siyasi, sosyal, ekonomik olaylar nedeniyle kırılgan bir yapıya sahiptir. Bütün bu olaylardaki, bu konulardaki herhangi bir risk, herhangi bir belirsizlik doğrudan sektörü olumsuz şekilde etkilemekte ve ülkelerin turizm gelirlerinin düşmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle, yatırımcı açısından gerçekte riskli bir sektördür. Bu özellikleri nedeniyle sektörün devlet desteğine ihtiyacı vardır. Özellikle Türkiye'de turizm sektörünün gelişmesini devletin mutlak bir şekilde sağlaması gerekir. Türkiye'de bu amaçla zaman zaman çeşitli yasal düzenlemeler yapılmıştır. 1950 yılında turizm sektörü bir endüstri olarak görülmüş ve o zaman 6086 sayılı Turizm Endüstrisini Teşvik Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Bu Kanun uygulamasını 1982 yılına kadar yaşamış ve 1982 yılında, hâlen uygulanmakta olan 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu yürürlüğe girmiştir. Turizmi Teşvik Kanunu?nun turizm sektörü açısından getirdiği en önemli yenilik, en önemli teşvik, hazineye ait taşınmazların turizm yatırımcılarına turizm yatırımı gerçekleştirmek amacıyla tahsisidir. Bu, son derece önemli bir uygulamadır. Bu uygulamanın üzerine, 85?ten itibaren başlayan kaynak kullanımı destekleme primi -ki bu prim uygulaması 91 yılına kadar devam etmiştir- 91 yılından sonra, 95 yılına kadar uygulanan fon kaynaklı kredi uygulamaları -ki düşük faizli kredilerdir- arazi tahsisiyle birlikte değerlendirildiğinde, gerçekten turizm sektöründe Türkiye?nin bugün geldiği noktada önemli rolü olan düzenlemelerdir, önemli rolü olan uygulamalardır.
Değerli arkadaşlar, bu nedenle turizm sektörüne teşvik gerçekten devam etmelidir. Ancak biraz önce saydığım teşviklerden, nakit bazlı, kredi bazlı olan destekler bugün için yoktur. Bugün Hükûmetin elinde, -hükûmetlerin elinde veya sadece bugünkü Hükûmetin elinde değil bundan önceki Hükûmette de farklı değildi- turizm sektörü açısından teşvik adına kalmış olan tek araç, arazi tahsisidir, hazine taşınmazlarının yatırımcılara tahsisidir. Bu devam etmelidir değerli arkadaşlar. Zaten Turizmi Teşvik Kanunu yürürlüktedir, bu konuda herhangi bir sorun yoktur. Sorun, Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında ormanların turizm yatırımı amacıyla turizm yatırımcılarına hangi şartlarla tahsis edileceğindedir.
Anayasa Mahkemesinin, Turizmi Teşvik Kanunu?nun ormanların turizm yatırımcılarına tahsisine ilişkin hükümlerini iptal ederken ortaya koyduğu gerekçe, dayandığı gerekçe, Anayasa?nın 169?uncu maddesinin devlete vermiş olduğu ormanları koruma görevidir. Anayasa?nın 169?uncu maddesi, ormanların korunması, sahalarının genişletilmesi bağlamında devlete ciddi görevler vermiştir. Bu amaçla devlet gerekli kanunları koyacaktır, gerekli tedbirleri alacaktır. Devletin görevi, ormanların sahalarının daraltılmasını önlemek değil -bu tabii ki görev- tam tersine bu sahaların genişletilmesini sağlamaktır. Yine aynı maddede, ?Devlet ormanlarının mülkiyeti hiçbir şekilde devrolunamaz? hükmü vardır, ?İşletmesi devlete aittir.? hükmü vardır. Devlet ormanları olsun, diğer ormanlar olsun, bütün ormanların gözetimi konusunda devlet görevlidir, devletin temel bir görevi vardır. Devlet ormanları zaman aşımı yoluyla mülk edinilemez ve devlet ormanları kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
İşte, Anayasa Mahkemesinin Turizmi Teşvik Kanunu?nun 8?inci maddesindeki hükümleri iptal ederken dayandığı gerekçe, Anayasa?nın 169?uncu maddesinde yer alan ?Ormanlar kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.? hükmüdür. Bunu açmak istiyorum yani bu vesileyle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesini sizlere sunmak istiyorum: Turizm yatırımında da bir kamu yararı vardır. Sonuçta, yatırım bu toplum içindir, bu toplum içindir, bu ülke içindir; bu ülkeye döviz girdisi sağlayacak olan, bu ülke insanını istihdam edecek olan bir yatırımdır. Bunda kamu yararı olmadığını hiç kimse söyleyemez ancak Anayasa?nın 169?uncu maddesindeki ormanların korunması yönündeki devletin görevi dikkate alındığında, 169?uncu maddedeki kamu yararının turizm yatırımındaki kamu yararına kıyasla daha üstün olduğu ortaya çıkar. Buna ?üstün kamu yararı? diyoruz. Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde bu çok açık bir biçimde yer almaktadır. O hâlde ne yapılmalıdır? Ormanlar hiçbir şekilde turizm yatırımına tahsis edilemez mi? Hayır, tabii ki edilebilir ama bunun için bu yatırımın kaçınılmaz ve zorunlu olduğunun ortaya konulması gerekir.
Değerli arkadaşlar, işte bu tasarıyı değerlendirirken aramamız gereken budur. Ormanlar tekrar bu tasarıyla turizm yatırımlarına açılırken gerçekten kaçınılmaz ve zorunlu bir şekilde ormanlarda yapılması gereken turizm yatırımları için mi düzenleme yapılmaktadır, yoksa tasarı turizm yatırımlarının tüm çeşidi, tüm türleri için mi düzenleme yapmaktadır? Tasarıya baktığımda, Anayasa Mahkemesinin öngördüğü ?kaçınılmazlık ve zorunluluk? ilkelerinin tasarıda yer almadığını görüyorum. Turizm yatırımının bütün türleri için ormanlar bu tasarıya göre yatırımcılara tahsis edilebilecek konumdadır.
Sayın Bakana sormak istiyorum, Hükûmete sormak istiyorum: Eskiden, yani 2634 sayılı Kanun?un iptal edilen hükümlerinin iptal edilmesinden önce yapılabildiği hâlde şimdi yapılamayacak olan bir turizm yatırımı var mıdır? Hangi turizm yatırımı için bu tasarıyla sınırlama getirilmiştir, yasak getirilmiştir? Yani yapılamayacak turizm yatırımları nelerdir? Bunun cevabı tasarıda yoktur.
Tasarının 2?nci maddesi tam sekiz grup yatırım türü saymıştır: Sağlık turizmine yönelik yatırımlar, termal turizm, kış turizmi, ekoturizm, golf turizmi ve bunun dışında birtakım yatırımlar. Bunların bir kısmı için ?ormanlarda yapılabilir? değerlendirmesini yapabiliriz. Kış turizmi, doğal olarak rakımı yüksek olan yerlerde yapılacağı için oralarda orman vardır, kar vardır, onların ormanlarda yapılma zorunluluğu ortaya çıkabilir, doğrudur. Bunu termal turizm için de söyleyebilirsiniz. Sağlık turizmine yönelik tanımlamada tasarıda yeteri kadar sınırlama var, herhangi bir tereddüt olduğu kanaatinde değilim o noktada. Ama, size sunmak istediğim şu yatırım türünde hiçbir sınırlama olmadığını ve ormanların tamamen turizm yatırımına bu düzenleme nedeniyle açıldığını söylemek istiyorum. Bakın, 2?nci maddenin (f) bendinde sayılan yatırım türü şudur: Kıyıların coğrafi ve fiziksel yapısı nedeniyle kumsallardan, doğal manzaradan, çevresel zenginlikten, biyolojik çeşitlilikten yararlanma bakımından kolaylık sağlayan yatırımlar için ormanlar tahsis edilebilecektir. Uluslararası yarışmaların yapılabileceği tesislerin yapılması açısından ormanlar tahsis edilebilecektir. Kruvaziyer ve yat turizmi açısından ormanlar tahsis edilebilecektir.
Bu saydığım yatırım türlerinin ormanda yapılma zorunluluğuna ilişkin tasarıda hiçbir ölçü yoktur. Bu düzenleme, 2?nci maddedeki bu kapsamı geniş düzenleme, bu nedenle hâlen Anayasa?ya aykırılığı devam eden bir düzenlemedir. Anayasa?ya aykırılık giderilmiş olmamaktadır.
Şimdi, Sayın Bakan belki diyebilir ki: Biz birtakım sınırlamalar getirdik, genel sınırlamalar getirdik, diyebilir. Bu sınırlamalar nelerdir, size hemen söyleyeyim: Efendim, bir kere, orman sayılan yerlerin turizm yatırımına tahsis edilebilmesi için hazine arazisinin olmaması şartını arıyoruz, diyecektir; doğru, tasarıda var. Turizme tahsis edilecek alan, o ildeki orman sayılan alanların yüz ölçümünün yüzde 1?ini geçemeyecektir, diyecektir; tasarıda var, böyle bir sınırlama var.
Bu iki sınırlamayı çok kısaca değerlendirmek istiyorum: Bir kere, turizm alan ve merkezlerinde turizm yatırımı yapılmaktadır, ormanlık yerler dışında tabii ki. Ormanlık yerler de tabii, turizm alan ve merkezi ilan edilmiş olabilir. Turizm alan ve merkezlerinde, sanıldığı kadar bol hazine arazisi yoktur.
İkincisi, yüzde 1?lik sınır. Yüzde 1?lik sınır, değerli arkadaşlar, küçümsenecek bir sınır değildir. Sayın Bakan bunu komisyon görüşmeleri sırasında son derece küçümsedi. Bürokrasinin kendisine getirdiği yüzde 1?lik sınırı görünce ?Nasıl bunun içine sığacağız?? şeklinde bir yaklaşımda bulunduğunu söyledi. Hükûmetin komisyonda verdiği oranları sizlere söylemek istiyorum. Hâlen orman olan, orman açısından zengin olan iki büyük ilimizde turizm yatırımı amacıyla tahsis edilmiş ormanlık alanın tutarı nedir, oranı nedir daha doğrusu? Bakın, bu, Antalya?da binde 2, Muğla?da on binde 5?tir. Yani, tasarı böyle yasalaşırsa Antalya?da bugün turizm yatırımı yapılmış ormanlık alanın 5 katı daha bir alan, Muğla?da bugün turizm yatırımı yapılmış alanın 20 katı daha bir alan, turizm yatırımcılarına tahsis edilecektir.
Değerli arkadaşlar, Anayasa Mahkemesi diyor ki: Bu sınırlar değil önemli olan. Kaçınılmaz ve zorunlu olacak; kış turizmi gibi, işte, sağlık turizminde birtakım sınırlar koymuşsunuz, onun gibi. Bu sınırlar tasarıda yoktur değerli arkadaşlar. Bu tasarı karadan denize bakanların hazırladığı tasarıdır, denizden karaya, ormana bakanların tasarısı değildir. Onlar baksaydı Ege?deki o mavi yolculuk koylarını göreceklerdi.
Turizm yatırımı amacıyla Sayın Bakanın gözünde orman sadece bir arazi parçası olarak gözükmektedir. Değerli arkadaşlar, bunun adı ormandır. Tabii ki, Kültür ve Turizm Bakanlığı ormana bu gözle bakacaktır. Orman Bakanlığında olsaydı bu görev, inanıyorum ki Orman Bakanlığı bu gözle bakmayacaktı, ormanları koruma gözüyle de bakacaktı. Şimdi ormanları koruma kaygısı bir kenara atılmış durumdadır.
Marmaris?teki, Datça?daki, Bozburun?daki, o mavi yolculuğun en güzel koylarındaki, Selimiye?deki o doğal güzellikler sadece bugünkü neslin malı mıdır? Bugüne mi aittir, bugünkü Hükûmetin midir bunlar sadece? Bunlar bütün toplumundur, gelecek nesillerindir. Bunlar bugünkü kısa dönemli döviz girdisi uğruna birtakım yatırımlara feda edilemez.
Değerli arkadaşlar, turizme arazi tahsisine devam edelim, ama ormanları turizm yatırımına tahsis ederken Anayasa Mahkemesinin ortaya koyduğu ilkeleri bir kenara atmayalım. Kaçınılmaz ve zorunlu olsun bu yatırım, o şartla yapalım. Aksi takdirde ormanlar elimizden çıkacaktır değerli arkadaşlar.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; esasen Kültür ve Turizm Bakanlığının turizm yatırımları konusunda özellikle bu dönemde gösterdiği yaklaşımı yadırgadığımı ifade etmek istiyorum. Konumuz ormanlar, ormanları konuşuyoruz, değerlendiriyoruz, maddeler üzerinde de konuşacağız. Hatırlayacaksınız çok kısa bir süre önce Sultanahmet?te bir saray kalıntısı üzerine bir otelin yapılması söz konusu oldu. Ben o zaman Sayın Bakandan buna şiddetli bir tepki göstermesini bekledim. Sadece ?Bir bakalım, inceleyelim.? mesajını, demecini gazetelerde okudum, sonra kayboldu gitti ve ondan sonra bir karşı propaganda: Efendim, o saray kalıntısının altından çıkacak olan eserler hemen yanda yapılacak bir arkeolojik parkta sergilenecekmiş.
Değerli arkadaşlar, Sultanahmet gibi üç imparatorluğun başkenti olan İstanbul?un merkezinde, göbeğinde olan bir yerleşim yerinde bir saray kalıntısının üzerinde çelik ayaklar üzerine bir otel yapmayı nasıl savunabiliriz? Dünyanın önüne nasıl çıkabiliriz? İşte bu anlayış bugün ormanları sınırsız bir şekilde turizm yatırımlarına açmak için karşımıza bir tasarı getirmiştir. Tasarının hiçbir şekilde doğru olmadığını ifade etmek istiyorum. Tasarıda bu kapsamı genişleten düzenlemeler çıkarılmadığı sürece tasarının Türk turizmine yarar değil zarar getireceğini ifade ediyorum. Ormanların güzelliğini kaybettiğimiz zaman, Ege?deki, Akdeniz?deki, Muğla?daki, Antalya?daki, Türkiye?nin diğer yörelerindeki orman varlığımızın o doğal güzelliğini kaybettiğimiz zaman bundan turizm zarar görecektir, Türkiye zarar görecektir. Kısa dönemde birtakım yatırımcılar bundan para kazanacak olabilir, ama uzun dönemde toplum kaybedecektir.
Değerli arkadaşlar, dünyanın gündemine 1990?lı yıllarda giren bir ?sürdürülebilir kalkınma? kavramı vardır. 1992 yılında Türkiye?nin de katıldığı Rio Zirvesi?yle bütün ülkelerin benimsediği bir ?sürdürülebilir kalkınma? kavramı var. Bunun daha bir ileri aşaması da bu sektör için sürdürülebilir turizmdir. Yani, çevresel faktörlerin, doğal zenginliklerin, doğal kaynakların, üretim sürecine, üretimin planlanması, kalkınma sürecine bir faktör olarak yansımasıdır. Gelişmeyi, kalkınmayı planlarken doğal varlığı da korunması gereken bir varlık olarak ele alıp, bunu yok etmeden koruyarak gelecek nesillere aktarmaktır. Sürdürülebilir kalkınmanın izahı budur. Bakanlığımız bunu çok iyi bilir, ama sürdürülebilir kalkınma kavramının bu tasarıda en küçük  bir izini görmüyorum.
Değerli arkadaşlar, sözlerimi burada bitiyorum, konuşma sürem de zaten sona eriyor ama tasarının Türk turizmine yarar getirmeyeceğini tekrar bir kez daha ifade ediyorum. Sözlerimi burada bitirirken hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN ? Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Viagra çok lezzetli yemek değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm almak zaten karar verin. Biz pazar geldi ve sevdim aldım. hemen kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen biraz zaman beklemek zorunda.