DÖNEM: 23 CİLT: 19 YASAMA YILI: 2 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ 97?nci Birleşim 2.- Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/549) (S. Sayısı: 216) (Devam) Viagra çok çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm almak zaten karar verin. Biz pazar geldi ve sevdim aldım. hemen kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen tam olarak bir saat beklemek zorunda.
TUTANAK DERGİSİ
30 Nisan 2008 Çarşamba
BAŞKAN - Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler? Kabul etmeyenler? Kabul edilmiştir.
Şimdi birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.
Birinci bölüm 1 ila 13?üncü maddeleri kapsamaktadır.
Birinci bölüm üzerinde söz isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Sayın Mehmet Akif Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının birinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere söz aldım. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Hepinizin bildiği gibi, muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğini düzenleyen 3568 sayılı Yasa 1989 yılında yürürlüğe girmiştir. Yasa?nın yürürlüğe girdiği tarihten bu yana on dokuz yıllık süre geçmiştir. On dokuz yıllık süre içerisinde Türkiye ekonomisinde önemli bir değişim meydana gelmiştir. Yine, dünyada meydana gelen küreselleşmeye paralel olarak ve tarafı olduğumuz uluslararası anlaşmaların gereği olarak meslek uluslararası rekabete açık bir hâle gelmiştir. Yine, on dokuz yıllık süre içerisinde meslekte örgütlenmenin de getirdiği etkiyle meslekte birtakım sorunlar ortaya çıkmıştır. Bütün bunlar, muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinde birtakım düzenlemelerin yapılması ihtiyacını ortaya koymuştur.
Ve on dokuz yıllık süreden sonra Hükûmetin hazırlamış olduğu bu tasarıdan, doğal olarak, biraz önce sözünü ettiğim konulara çözüm getirmesi beklenirdi. Ancak ne yazık ki, tasarının yaptığı birkaç ufak tefek diyebileceğimiz düzenleme dışında mesleğin ihtiyaç duyduğu düzenlemeler, değişiklikler bu tasarıda yer almamıştır.
Serbest muhasebeciliğin kaldırılması, meslekte eğitimin zorunlu hâle getirilmesi, odaların ve Birliğin genel kurul sürelerinin iki yıldan üç yıla çıkarılması gibi adımlar şüphesiz olumludur. Ancak mesleğin uluslararası standartlara uyumu, mesleğin uluslararası rekabete açılması konusunda meslek mensuplarının karşılaşacağı risklere karşı birtakım önlemlerin getirilmesi gibi konular bu tasarının hedefi olmaktan çıkmıştır. Bunları bu tasarıda göremiyoruz.
Bu hafta sonu yapılmaya başlanacak olan oda seçimleri ve onun akabinde yapılacak olan TÜRMOB Genel Kurulu bu tasarının daha çok ilgi alanı olmuştur. Ve tasarının önemli düzenlemelerinin oda ve Birlik seçimlerine yönelik düzenlemeler olduğunu görüyoruz. Bu nedenle tasarının bir objektifliğe sahip olduğunu söylemek mümkün değildir.
Hafta sonu yapılacak olan seçimlere tasarının yetiştirilmek kaygısı, bu tasarıyı objektif temeller üzerine oturtarak tartışma imkânını elimizden ne yazık ki almaktadır.
Değerli arkadaşlar, muhasebe ve vergi konuları ülkemizde iç içe girmiş iki konudur. Bunlar gerçekte farklı disiplinler olmasına rağmen, ülkemiz uygulamasında muhasebe konusunun mükellefler tarafından daha çok vergiye uyum şeklinde anlaşılması, bu mesleği vergiye uyumu öncelikli kılan bir mesleğe dönüştürmüştür. Mükellef açısından muhasebe vergiye uyumun bir aracı olarak algılanmaktadır. O nedenle de, Türkiye uygulamasında muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleği, diğer ülkelerdekinden farklı olarak vergiye uyumu birinci planda tutan bir anlayışa sahiptir. Gerçekte olması gereken muhasebe kavramını öne çıkaran bir mesleki örgütlenme ve meslek anlayışıdır. Bu öne çıktığı takdirde meslek gerçekten ayakları üstünde durabilecek bir konuma gelecektir.
Vergiye uyumun birinci planda olması, doğal olarak Maliye Bakanlığını bu konuda mesleğe âdeta görev veren bir konuma getirmiştir. Nitekim, hem 3568 sayılı Yasa?da hem de bu tasarıda Maliye Bakanlığının bu konudaki görevlerine yönelik olarak birtakım düzenlemeleri görüyoruz. Tam tasdik uygulaması gibi, katma değer vergisi iadesi raporu uygulaması gibi hususlar, uygulamalar tamamen Türkiye?ye mahsus uygulamalardır. Bunlar gerçekte bizim dünyada muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğine ülke olarak yaptığımız birer katkıdır.
Değerli arkadaşlar, muhasebe ve mali müşavirlik mesleğinin temel sorunlarını çözme konusunda yaklaşımı olmayan bu tasarının, oda ve birlik seçimlerine yönelik olarak getirmiş olduğu düzenlemeler Anayasa?nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Oda ve Birlik yönetim kurullarında, denetleme kurulunda ve disiplin kurulunda görev alacak olan meslek mensuplarının fiilen çalışanlar listesine kaydolmuş olması şartını aramak, eşitlik ilkesine aykırıdır. Eğer amaç kamu görevlilerinin aynı zamanda bu meslek örgütlerinin yönetimlerinde görev almasını önlemek ise ?ki, bunda bir sakınca görülüyor olabilir, bunu anlayışla karşılayabilirim- o takdirde buna yönelik bir düzenleme yaparak konuyu çözmek mümkündür. Ama düzenleme o şekilde yapılmamış, oda üyesi olmakla birlikte fiilen bu işi yapmayan herhangi bir meslek mensubunun oda ve Birlik yönetiminde veya denetiminde veya disiplin kurulunda görev alması engellenmiştir. Bu, Anayasa?nın eşitlik ilkesine aykırıdır.
Mesleğin uluslararası standartlara uyumu konusunda getirmiş olduğu herhangi bir düzenleme yoktur. Tasarının genel gerekçesinde ifade edilen ve geçici 9?uncu maddesi de dâhil olmak üzere bazı maddelerinde uluslararası standartlara uyum adına getirilen düzenlemelerin gerçekte uluslararası standartlara uyumla hiçbir ilgisi yoktur. Örneğin, meslek mensuplarının tamamı için, yani mesleğe yeni girecek olanlar için bir sınav şartı getirilmektedir. Bunu tartışma dışında bırakıyorum. Ama sınav şartı getirilirken, kanunları uyarınca vergi inceleme yetkisine hâlen sahip olan kişilerin, kamu görevlilerinin veya yasada tanımlanmış olan diğer kişilerin bu haklarının ellerinden alınması hukuk devletine aykırıdır. Kanunları uyarınca vergi inceleme yetkisine sahip olduğu hâlde henüz meslekte on yıllık bekleme süresini doldurmadığı için meslek mensubu olma hak ve yetkisini kazanamamış olan kişilere sınav zorunluluğunun getirilmesi Anayasa?nın hukuk devleti ilkesinin gereği olarak öngörmüş olduğu hukuki güvenlik ilkesine aykırıdır.
Değerli arkadaşlar, hukuki güvenlik hukuk devletinin olmazsa olmaz şartıdır. Hukuki güvenlik demek, vatandaşların, bireylerin tabi olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi ve tutum ve davranışlarını buna göre düzenleyebilmesidir. Mükellefler, vatandaşlar devlete güven duyarlar, güven duymak zorundadırlar. Devlet de bireyin devlete duyduğu bu güveni zedeleyecek adımları atmamak zorundadır. Hukuki güvenlik bunu gerektirir. Hukuk devletinde devlet, vatandaşlarına hukuk güvenliği sağlar. Ancak, tasarının geçici 9?uncu maddesine baktığımızda, buradaki düzenleme, bizim Anayasa?mızın temel ilkeleri arasında yer alan hukuk güvenliği ilkesine aykırıdır. Üç yılı bitirdiği hâlde, yani vergi inceleme yetkisi veren mesleklere girip üç yıllık muavinlik süresinden sonra yeterlilik sınavını kazanan meslek mensuplarının on yılı doldurmaları hâlinde yeminli mali müşavirlik yetkisini alabilmeleri yönündeki bugünkü yasanın kendilerine vermiş olduğu hak geçici 9?uncu madde düzenlemesiyle ellerinden alınmaktadır. Bunun düzeltilmesi gerekmektedir.
Tasarıda düzeltilmesi gereken birçok konu vardır. Bunlara ilişkin olarak maddelerde önergelerimiz vardır. Ancak, tasarının bu hafta sonu yapılacak olan birtakım oda genel kurulları öncesinde temel yasa kabulüyle burada görüşülecek olması, bunun arkasında Sayın Cumhurbaşkanının bu tasarıyı bu hafta sonuna kadar imzalayacak olması gibi bir varsayımı da akla getiriyor. Ben, Sayın Cumhurbaşkanının böyle bir varsayıma dayalı olarak, Hükûmetin aklındaki böyle bir varsayıma dayalı olarak, yasayı incelemeden imzalayacağı kanaatinde değilim. En azından bu umutta olmak istiyorum, bu umudu taşımak istiyorum.
Yasanın geçici 9?uncu maddesi ve oda ve birliklerin yönetim ve denetim kurullarında çalışanlar listesine kaydolanların ancak bu kurullarda görev alabilmesine yönelik düzenlemeleri Anayasa?nın eşitlik ilkesine aykırıdır.
Bunu ifade ederek sözlerimi burada bitiriyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN ? Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.
????????..

