DÖNEM: 23 CİLT: 17 YASAMA YILI: 2 2 Nisan 2008 Çarşamba 2.- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir Milletvekili Bülent Baratalı?nın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı?nın; Devlet Memurları Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı?nın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü?nün; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 19 milletvekilinin; 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu?nun; Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen 5434 Sayılı Kanunun 39 uncu Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı?nın; 3201 Sayılı ?Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun?da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 24 milletvekilinin; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 milletvekilinin; Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı: 119) (Devam) Viagra çok çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm almak zaten karar verin. Biz pazar geldi ve sevdim aldım. hemen şimdi kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen birkaç dakika beklemek zorunda.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
85?inci Birleşim
BAŞKAN ? Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.
İkinci bölüm 31 ila 60?ıncı maddeleri kapsamaktadır.
İkinci tur üzerinde söz isteyen milletvekili arkadaşlarımın ismini okuyorum: Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mehmet Akif Hamzaçebi, Trabzon Milletvekili; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Osman Durmuş, Kırıkkale Milletvekili; Demokratik Toplum Partisi Grubu adına Sevahir Bayındır, Şırnak Milletvekili; Ak Parti Grubu adına Necdet Ünüvar, Adana Milletvekili.
Şahsı adına Nevin Gaye Erbatur, Adana Milletvekili; Öznur Çalık, Malatya Milletvekili.
İlk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Hamzaçebi?ye aittir.
Buyurun Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının ikinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Hükûmetin, sosyal güvenlik sisteminde reform iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine getirdiği bir tasarıyı görüşüyoruz. Temel yasa kabulüyle görüşüldüğü için bu bölümde tasarının 31?inci maddeden itibaren toplam 30 maddesini görüşeceğiz. On dakikalık konuşma süresinin yetersizliği nedeniyle maddeler üzerinde kısa da olsa değerlendirme yapma imkânım maalesef mevcut değil. Bu nedenle ben, tasarının ana hareket noktası, ana felsefesi üzerinde bir değerlendirme yapmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, sosyal güvenlik sisteminde reform tartışmaları bugüne mahsus değildir. 90?lı yılların ikinci yarısından itibaren bu kavram, ?sosyal güvenlik sisteminde reform? kavramı bizim toplumsal gündemimizin en önemli maddelerinden biri olmuştur. 1999 yılındaki 4447 sayılı Yasa düzenlemesi yapılırken de yine bu tartışmayı yaptık. Şimdi bu Hükûmet zamanında bu yasal düzenleme yapılırken, yine sosyal güvenlikte reform kavramını gündemimizde tutuyoruz, bulunduruyoruz.
Gerek 1999 yılında gerekse şimdi ?reform? denildiği zaman ?sosyal güvenlik sisteminin büyüyen açıkları?, ?büyüyen açıklar nedeniyle bu sisteme bütçeden yapılan transferlerdeki yüksek oranlı artışlar? gibi başlıklar çerçevesinde konuşuyoruz, yani reformun belirleyicisi, sistemin açığının sürdürülemez oluşu noktasındadır. Hükûmet bu argümanla bu tasarıyı getirmiş ve bunu görüşüyoruz.
Sistemin sürdürülemez olduğu iddia edilen açığı nedeniyle alınan önlem harcamaların kısılmasıdır. Bunun için temel birtakım veriler vardır, prim ödeme gün sayısı artırılıyor, emeklilik yaşı artırılıyor, aylık bağlama oranı düşürülüyor, güncelleme kat sayısı düşürülüyor. Bunun yanında bunları destekleyecek birtakım önlemler de mevcut.
Değerli arkadaşlar, şüphesiz finansal açıdan sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sisteminin varlığı, bunun oluşturulması, yönetilmesi sadece bizim değil, bütün toplumların en önemli meselesidir. Bu çok önemlidir. Bu konu gerçekten popülizm yapmaya müsait bir alan değildir. Müsait gibi gözüküyorsa da, popülizm yapmak gerçekten doğru değildir, ama sorunu yanlış noktalardan alıp, yanlış bir şekilde tartışırsak, biz doğru sonuca varamayız.
Bugünkü Hükûmet bu konuyu eksik ele almıştır, doğru noktalardan ele almamıştır. Sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini kurma adına yapılan düzenlemelerin birçoğunun temeli yoktur. Hükûmet ciddi bir aktüeryal denge hesabı yapmamıştır. Plan ve Bütçe Komisyonunda bize dağıttığı metinde aktüeryal denge adına verilen tablolar, grafikler gerçeği yansıtmamaktadır. 2002 yılı için sosyal güvenlik sisteminin açığı olarak Hükûmetin Plan ve Bütçe Komisyonunda bize verdiği rakam yüzde 5?in üzerindedir, açığın gayrisafi millî hasılaya oranı. Açın bakın Devlet Planlama Teşkilatının rakamlarına faturalı ödemeler hariç açık yüzde 3 düzeyindedir. Faturalı ödemeleri buna koysanız açık 3,6 düzeyindedir. 2003 rakamları da aşağı yukarı buradadır. ?Yüzde 5?in üzerinde bir açıkla devraldım, bunu azaltmaya çalışıyorum.? diyor Hükûmet, emeklilik sisteminin açığını. Bir kere doğru bir hesap yok.
Bu hesapta ikinci eksik olan nedir: Sosyal güvenlik sisteminin gelir yapısının ne olacağını Hükûmet bize ve kamuoyuna açıklamış değil. İşin gelir tarafını ihmal ediyoruz. Harcamaları kısmak suretiyle aktüeryal dengeyi kurmaya çalışmak son derece yanlıştır. Sayın Bakan, 1999 yılındaki konuşmasında birçok şeyi yanlış söylemiş, söylediği bir tane doğru şey var: Sadece prim ödeme gün sayısı ile emeklilik yaşı yükseltmesiyle aktüeryal dengeyi kuramazsınız. Evet, bunu ben açıyorum. Gelir tarafında neredeyiz, sosyal güvenlik sisteminin prim gelirleri nedir: Evet, sosyal güvenlik sistemin prim gelirlerinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2006-2007 yılları için yüzde 5,5 düzeylerindedir. Yüzde 5,5! Peki, OECD ortalaması nedir: Türkiye ile birlikte otuz ülkenin üye olduğu OECD ortalaması yüzde 9,4?tür. Avrupa Birliği ortalamaları nedir: Yüzde 11,3 ile 11,7 arasında değişmektedir. Yani, bizim sistemimizin prim geliri OECD ve Avrupa Birliği ortalamalarının yarısının bile altındadır, yarısı bile değildir.
Şimdi, bu sistemde primleri artırmak gibi, prim gelirini artırmak gibi ciddi bir konuyu, popülizme müsait olmayan bir konuyu bir kenara bırakıp, kayıt dışı gibi bir konuyu önlemeyi bir kenara bırakıp bu sistemden yararlananların, çalışanların, emeklilerin harcamalarını, mütevazı haklarını kısmaya çalışarak dengeyi kurmaya çalışırsanız, bu sistem topluma barış getirmez. Sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesinin sağlam olmaması ekonomide birçok sorun yaratır, sosyal açıdan birçok sorun yaratır. Ama, aynı şekilde, yanlış varsayımlarla kurguladığınız bir sistem nedeniyle çalışanların, emeklilerin, yaşlıların haklarını ellerinden alırsanız bu da toplumda sosyal huzursuzluklara yol açar. Bunun faturasını ileride toplum görecektir.
Bir adım daha ileri gideceğim değerli arkadaşlar. ?Sosyal koruma harcamaları? denen bir kavram vardır. Bizde de var; Devlet Planlama Teşkilatının Sayın Bakanın da imzası olduğu 2008 yılı programında bu kavram var, bunun altında bu harcamaların ayrıntıları var. Batı?da da var. ?Sosyal koruma harcamaları? biraz daha geniş bir kavram. Emeklilik sistemi var burada, işsizlik sigortası ödemeleri var, hatta doğrudan gelir desteği ödemeleri var. Bu yönden bir kıyaslama yapalım Avrupa Birliğiyle. Avrupa Birliğinin harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 11-12 arasında değişmektedir; AB 15-25 ayrımına göre 11,3-11,7 arasındadır. Biz neredeyiz? Biz 7,3?teyiz.
Ben şimdi Sayın Bakanı ve Hükûmeti bu konuda samimiyete davet ediyorum. Gelin şu sosyal güvenlik sisteminin prim gelirlerini artıran, bu prim matrahını genişleten bir ciddi programı uygulamaya koyalım. Sayın Bakan belki biraz sonra söyleyecektir: ?İki tane madde koyduk efendim.? Buraya konulan o maddelerle kayıt dışının önlenmesi mümkün değildir. O maddeler geldiğinde oradaki görüşlerimizi de ifade edeceğiz.
Kayıt dışını ?KADİM? adında bir genelgeyle önlemeye çalışan bir hükûmetimiz var. Genelgeyle kayıt dışı önlenmez. Türkiye?deki istihdamın, 21 milyon kişilik istihdamın 10 milyonu kayıt dışıdır. Bunun yarısının tarım sektöründe olduğunu varsayıyorum. İstihdamın yüzde 26,4?ü tarım sektöründedir. Buradaki çalışanların kayıt altına alınma zorunluluğunu biliyorum, bunları hariç bırakıyorum. Ama, yaklaşık 5 milyon kişi kayıt dışı çalışıyor Türkiye?de. Peki niye kayıt dışı? Çünkü, kayıtlı olmanın maliyeti yüksektir, yüzde 42,8?dir; istihdam üzerindeki vergilerin ele geçen ücrete oranı imalat sanayisinde. Bu sene uygulamaya konulan asgari geçim indirimi bunu birkaç sıra aşağı indirecektir. Ama, yüzde 26-27?de olan OECD ortalamasının oldukça üzerindeyiz. Bu prim oranlarıyla kayıt dışını körükleyen bir yapımız var. Bu prim oranlarını indirmediğimiz sürece matrahı genişletemeyiz, matrah genişlemeyince prim geliri artmaz, Hükûmet dönüp dolaşıp, ?buradan yapılan harcamaları kısacağım? noktasına gelir. Anlayış budur. Bu anlayışı eksik buluyorum, samimi bulmuyorum.
Değerli arkadaşlar, tasarının Anayasa?ya aykırılık yönü devam ediyor. Memurlar yönünden Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu bir iptal kararı vardı. Bunun sorusunu Sayın Bakana Plan ve Bütçe Komisyonunda sordum, cevap şuydu: ?Hâlen çalışan memurların kazanılmış haklarını koruduk.? diyor. Yani sisteme yeni girecek olan memurlarla ilgili herhangi bir düzenleme yok. Anayasa Mahkemesi kararının dikkatle okunmasını tavsiye ediyorum. Anayasa Mahkemesi, kazanılmış haklar yönünden bir aykırılık değerlendirmesi yapmıyor. Anayasa?nın 128?inci maddesinde yapılmış olan memur tanımından hareketle, emeklilikte bunu ayırmak zorundasınız, çalışanlarla diğerlerini. Çözümü, eğer hakikaten eşit konuma getirmekse herkesi, Anayasa?nın o hükmünü değiştirmekte yatar. Eğer Hükûmet?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN ? Sayın Hamzaçebi, lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) ? Toparlıyorum Sayın Başkan.
Bu yönden Anayasa?ya aykırılık iddiası devam ediyor, bizim iddiamız devam ediyor, bu aykırılık ortadan kalkmış değil. Bunu, tasarının yine önemli bir eksiği olarak görüyorum. Akla ister istemez şu geliyor tabii: Yani, bile bile bu Anayasa?ya aykırılığı neden muhafaza edersiniz, bir kez daha iptal olmasını istemek için mi? Eğer gerçekten Anayasa?ya aykırılığı gidermek istiyorsanız, bu maddeyi, memurlarla ilgili düzenlemeyi, iptal gerekçelerini dikkate alarak düzenleyebilirdiniz. Maalesef, işin bu kısmı da eksik kalmıştır.
Sözlerimi burada tamamlıyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN ? Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

