Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanun Tasarısının 4. Maddesi Üzerinde

DÖNEM: 23 CİLT: 14 YASAMA YILI: 2

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ

66?ncı Birleşim
19 Şubat 2008 Salı

X -Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/515) (S. Sayısı: 109)--- (Devam)

BAŞKAN ? ?????.
4?üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 4- (1) 8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanunun 2/A maddesi uyarınca 15/5/2004 - 15/7/2006 tarihleri arasında yapılan ödemeler, damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tâbi tutulmaz. Anılan dönemlere ilişkin olarak yapılan ödemeleri gelir vergisi tevkifatına tabi tutulan mükelleflerin; tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları halinde Maliye Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre red ve iade işlemleri yapılır.
(2) 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendiyle istisna edilen işlemlerle ilgili olarak, 31/7/2004 tarihinden önceki dönemlere yönelik tarhiyat yapılmaz, daha önce yapılan tarhiyatlardan vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir. Tahsil edilmiş tutarlar red ve iade edilmez.
BAŞKAN ? Şahıslar adına on yedi söz talebi aynı anda gelmiştir. Şimdi kura çekeceğiz: Faruk Koca, Ankara; Harun Öztürk, İzmir; Gülşen Orhan, Van.
4?üncü madde üzerinde gruplar adına söz talebi vardır. İlk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Akif Hamzaçebi Trabzon Milletvekili.
Buyurun Sayın Akif Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA M. AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) ? Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 4?üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Gerçekte bu tasarıyı görüşmeye başlarken herhangi bir maddesinde veya herhangi bir önerge üzerinde söz almayı planlamamıştım. Ancak, Sayın Maliye Bakanımızın biraz önce yaptığı bazı açıklamaların Genel Kurulu ve bizi izleyen vatandaşlarımızı yanıltabileceği düşüncesiyle söz alma ihtiyacını duydum.
Tasarının bu maddesi, adli personele yapılan ödemelerdeki vergi sorunlarını çözmeye yönelik bir düzenlemeyi içeriyor. Yine, ikinci fıkrasında da Katma Değer Vergisi Kanunu?nun uygulamasında bazı meslek kuruluşlarının karşılaştığı vergi sorunlarını çözmeye yönelik bir düzenleme getiriyor. Bunlarda herhangi bir sorun yok.
Açıklama yapmak istediğim konu şudur: Değerli arkadaşlar, Türkiye?nin tasarruf problemi vardır. Bizim ekonomimizin en büyük sorunu tasarruflarımızın yetersizliğidir. Eğer bir ülkenin tasarrufları yeterli değilse yatırımları da yetersiz demektir. Bu noktada, tasarruf yetersizliği çeken ülkelerin, tasarruf ihtiyacını karşılamak amacıyla doğrudan yabancı yatırım girişine ihtiyacı vardır. Bu önemli bir unsurdur. Türkiye?nin de bu çerçevede doğrudan yabancı yatırıma ihtiyacı vardır. Bunda herhangi bir tereddüt yok ama Türkiye?ye gelen doğrudan yabancı yatırımı iyi analiz etmek gerekir. Eğer bu analizi, bu değerlendirmeyi iyi yapmazsak, biz yanlış yerlere gideriz. Sayın Maliye Bakanı ?Finans kesimine yabancı sermaye gelsin, bunu yasaklamak doğru değil. Küresel dünyada sermaye akımlarının önünü kesmek, bunu kontrol etmeye çalışmak doğru değil.? yaklaşımında bir şeyler söyledi.
Değerli arkadaşlar, doğrudan yabancı yatırımı sektörler itibarıyla ayrı değerlendirmek gerekir. Finans kesimindeki yabancı sermaye girişini diğer sektörlerdeki sermaye girişinden ayrı değerlendirmek gerekir. Şu nedenle: Size örnek vereceğim; 2001 yılı krizinden sonra, o zamanki hükûmet İstanbul Yaklaşımı?nı uygulamaya koydu. Reel sektörün bankalara olan borçlarını yeniden yapılandırma amaçlı, reel sektörü ayağa kaldırmaya çalışan bir yaklaşımdı. Doğruydu. Bu yaklaşımın yürümesinin şartı bankaların bu yaklaşıma ilgi göstermesiyle sınırlıydı. Bankalar bu görevi üstlenmezse reel sektör nefes alamazdı. İstanbul Yaklaşımı çerçevesinde görev alan yirmi bir banka içerisinde bir tane yabancı banka yoktu çünkü reel sektörün ayağa kalkması, borcunun yeniden yapılandırılması, borç yeniden yapılandırılırken alacağın bir kısmının silinmesi veya faizlerde bir indirim yapılması, yabancı sermayenin, yabancı sermayeli bankanın öncelikleri arasında değildir, olamaz da.
Yine örnek vereceğim: Türkiye müteahhitlik sektöründe son derece güçlü bir ülkedir. Giderek her yıl mesafe katediyor, katettiği mesafe toplum olarak, millet olarak hepimizin hoşuna gidiyor ama Türk müteahhitlik sektörünün bir teminat mektubu sorunu vardır. Türk müteahhitlik sektörünün teminat mektubu meselesi yabancı bankaların önceliği olmaz, olmamıştır. Türkiye?de KOBİ?lerin kredilendirilmesi çok özel düzenlemeleri gerektirir. KOBİ?lerin kredilendirilmesi yabancı sermayeli bankaların öncelikleri arasında yoktur. Yine bir kriz anında yabancı sermayeli bankalar ülkedeki yükümlülüklerini, ülkedeki kontrol ettiği fonları kolaylıkla yurt dışına çıkarabilirler. Bu nedenlerle finans kesiminde bankacılık kesimindeki yabancı sermaye girişini diğer sektörlerdeki girişten ayırmak gerekir. Bu çok önemlidir.
Tasarruflardan söz açtığım için Türkiye?nin yurt içi tasarruflarıyla ilgili birkaç rakamı da sizin dikkatinize sunmak istiyorum: Türkiye?nin tasarruf problemi vardır. Türkiye?nin yurt içi tasarrufları giderek azalıyor değerli arkadaşlar, rakamları sizlere vermek istiyorum: 2008 yılı programında yurt içi tasarrufların gayrisafi millî hasılaya oranı yüzde 17,6?dır. Bakın Hükûmetin devamlı olarak baz aldığı ve kıyasladığı 2002 yılında bu oran yüzde 19.2?dir. Bu kadar başarılı olduğu söylenen programa rağmen Türkiye?de tasarruflar artmamaktadır. 2002 sonrasının Türkiye?deki tasarruf oranları 1987 yılından bu yana geçen yirmi yıllık süredeki en düşük oranlardır değerli arkadaşlar. Devlet Planlama Teşkilatının yıllık programında bu rakamlar yer almaktadır. Türkiye?de tasarruflar, yurt içi tasarruflar giderek azalıyor. Bizim ekonomimizin çok temel problemi budur. Yurt içi tasarruflar giderek azalırken yurt dışından gelen tasarrufun girişi tabii ki önemli, ama yurt dışından gelenlerle birlikte Türkiye?nin ne kadarlık yatırım yaptığına bakarsak buradaki tablo da çok parlak değildir. 2007-2008 rakamları 2002?nin üzerindedir, ama 2000 yılının gerisindedir. 1987 ila 2000 yılı arasındaki Türkiye?nin toplam yatırım hacmi, kamu ve özel sektör yatırım hacmi, bugünün, Hükûmetin övündüğü bu yılların çok çok üzerindedir değerli arkadaşlar. 87 yılını alıyorum. 87 yılı Türkiye?de millî gelir hesabının yeniden yapıldığı yıldır. Ondan önceki yılları almıyorum kıyaslamaya, aynı baza getirerek konuşuyorum.
Değerli arkadaşlar, bu açıklamaları yaparken, yani Sayın Maliye Bakanı bu tür açıklamaları yaparken biraz daha rakamlara dayalı olarak, Hükûmetin kendi rakamlarına dayalı olarak, bizlere, Parlamentoya, Plan ve Bütçe Komisyonuna bütçeyle birlikte sunduğu rakamlara dayalı olarak yaparsa, hem Parlamento hem toplum, vatandaş daha iyi bilgilenmiş olur, buna göre daha iyi karar veririz.
Bu ihtiyaçla söz aldım. Sözlerimi burada bitiriyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN ? Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Viagra çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm almak zaten karar verin. Biz pazar geldi ve sevdim aldım. hemen şimdi kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen bir hafta beklemek zorunda.